MAHKEMESİ : AKHİSAR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2011
NUMARASI : 2008/416-2011/483
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, eşi olan davalının ileride kendisini ilk evliliğinden olan çocuklarının evden atacaklarını bildirip, 91 ada 6 parsel sayılı avlulu ev vasfındaki taşınmazı istemesi üzerine, evliliklerinde huzursuzluk çıkmaması ve evlilik birliğinin devamını sağlamak amacıyla çekişmeli taşınmazı davalıya bağış suretiyle temlik ettiğini, ancak, davalının evi terk ederek başka bir erkekle birlikte yaşadığını, yapılan işlemin davalının hilesi sonucu gerçekleştirildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacının kusurlu davranışları sonucunda evden ayrılmak zorunda kaldığını, davacının iradesine uygun işlem yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacı ile davalının 4.4.2006 tarihinde evlendikleri, davacının ilk evliliğinden çocuklarının olduğu, davacı tarafından çekişme konusu 91 ada 6 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetinin 23.1.2007 tarihinde bağış suretiyle davalıya temlik edildiği; davacının eldeki dava ile aynı gün davalı aleyhine açtığı boşanma davası sonucunda, Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi sıfatıyla ), 15.9.2009 günlü, 2008/ 415 esas, 2009/327 sayılı kararıyla " davalı S.in, başka bir erkekle ilişkisinin olduğu, bunun herkes tarafından duyulduğu, davalının müşterek evi terk ettiği, davacıyla tekrar biraraya gelmedikleri, evlilik birliğinini temelinden sarsılmış olduğu " gerekçesiyle tarafların boşanmalarına karar verildiği ve kararın Yargıtay 2.Hukuk Dairesince onanarak 6.7.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı olarak açılmış olup, bilahare yargılamanın devamı sırasında bağıştan rücu koşullarının oluştuğu ileri sürülerek, davada ki hukuki sebep değiştirilmiştir.
Bilindiği üzere, 1086 sayılı HUMK.'nun 185.maddesi (6100 sayılı HMK'nun 141. maddesi) uyarınca davayı değiştirmek yasaktır. Ancak HUMK'nun 185. maddesine göre iddia ve savunmanın genişletilmesinde zımni muvafakat yeterli iken 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.'nun 141. maddesi hükmüne göre iddia ve savunmanın genişletilmesi ancak açık muvafakat halinde mümkün olacaktır. Bu aşamada hangi hükmün uygulanması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. HMK'nun 448. maddesi bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağını ifade etmiştir.
Davacı 06.07.2010 tarihli dilekçesi ile başlangıçta açtığı hile nedeniyle iptal tescil davasını bağıştan rücu nedenine dönüştürmüş davalı ise bu değişikliğe karşı çıkmamıştır. Bu durumda bir başka ifadeyle, davalının açıkça karşı çıkmaması halinde davanın sebebinin değiştirilmesine zımnen muvafakat ettiği kabul edilmelidir. ( HGK. 3.7.1971 günlü, 4/545 esas-427 karar ; 3.7.1963 günlü, 54 esas -24 karar. )
Bu işlem HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce yapıldığından ve aynı kanunun 448. maddesine göre tamamlanmış bir işlem olduğundan somut olayda 1086 sayılı HUMK.'nun 185. maddesi hükmünün uygulanması gerekeceğinden, davanın değiştirilmesinde zımni muvafakatin yeterli olduğu kabul edilmelidir.
İşin esasına gelince; tarafların 4.4.2006 tarihinde evlendikleri, evliliğin devamı sırasında davacı tarafından çekişmeli taşınmazın davacıya bağış yoluyla devredildiği; taraflar arasında görülen boşanma davası sonucunda, davalının davacıyı aldattığı gerekçesiyle tam kusurlu olduğundan boşanmalarına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir.Tüm bu olgular gözetildiğinde, bağıştan rücu koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.