MAHKEMESİ : ÇORLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/03/2011
NUMARASI : 2004/57-2011/185
Yanlar arasında görülen tapu iptal, tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1042,1039,1024 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan tarafından oğlu G.'e mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik edildiği, son kayıt maliki ö.'un da g.'in eşi olması nedeniyle muvazaalı işlemi bilen kişi olması nedeniyle TMK'nun 1023 maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı saptanmak suretiyle anılan parseller yönünden davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne varki, 1042, 1039 ve 1024 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlar yönünden, miras bırakanın üçüncü kişiden bedelini ödeyerek (gizli bağış) taşınmazları davalı g. adına tescil ettirme işlemlerinde 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gözetilmeksizin tapu iptali ve tescil isteklerinin kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Ancak, davada 1042,1039 ve 1024 nolu parsellerin dışındaki taşınmazların bedelinin miras bırakan tarafından ödendiği ileri sürülerek iptal isteğinin yanında tenkis talebinde de bulunulmuştur. O halde koşulların bulunması halinde Türk Medeni Kanununun tenkis hükümlerinin uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekeceği açıktır.
Öte yandan, 1539 nolu parselin miras bırakanla ve davalılar ile ilgisi olmadığı olmadığı da kayden sabittir.
Hal böyle olunca, 1539 nolu parselle ilgili davanın reddine karar verilmesi diğer parseller bakımından miras bırakanın bedelini ödeyip ödemediği hususunun açıklığa kavuşturulması, taşınmazların muris tarafından satın alınıp davalı adına tescil ettirildiğinin saptanması halinde tenkis hükümlerinin uygulanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu parsellerle ilgili olarak da iptal ve tescile karar verilmiş olması isabetsizdir.
Kabule göre de; 1086 Sayılı H.U.M.K.’nun 388 ve 389 maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 297/2 )uyarınca verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüte mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır. Öyle ise, Mahkemece iptal ve tescile karar verilen parsellerin hüküm bölümünde açıkça belirtilerek infazda duraksamaya yer bırakmayacak biçimde hüküm kurulmamış olması da doğru değildir.
Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy