MAHKEMESİ : DOĞUBAYAZIT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2011
NUMARASI : 2010/364-2011/522
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, üzerinde evinin yer aldığı 60 parsel sayılı taşınmazının 803 m2 bölümüne davalının bahçe ve duvar yapmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Davalı, komşu 61 parselin paydaşı olduğunu, aynı taşınmazda paydaş olan babasının da davada yeralması gerektiğini, dava konusu yere tecavüzünün bulunmadığını, taşınmazların eski sınırlar itibariyle kullanıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacıya ait çekişme konusu taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmadan elattığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 60 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davacının; bahçe ve duvar yapmak suretiyle davalının taşınmazına tecavüz ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli eldeki davayı açtığı, komşu 61 parsel sayılı taşınmazın ise ½ payının davalı, ½ payının ise dava dışı H.K.adına kayıtlı olduğu, bu taşınmaz üzerinde bulunan ve yıkımına karar verilen samanlığın davacının parseline taşkın olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, arzın mütemmim cüz'ü (bütünleyici parçası) olan muhtesatların, zeminin mülkiyetine tabi olmaları nedeniyle (TMK .) yıkım istekli davalarda, davanın binanın ana nüvesinin üzerinde bulunduğu taşınmazın tüm maliklerine yöneltilmesi zorunludur.
O halde, 61 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olan H.K.da davada yeralmasının sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek eksik taraf huzuru ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru olmadığı gibi, tecavüz edilen arsa miktarı yönünden fen bilirkişilerin raporları ile inşaat bilirkişinin raporu arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy