(1086 S. K. m. 179) (6100 S. K. m. 119)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı A.nin maliki olduğu 7576 ve 8270 parsel sayılı taşınmazlarda davalıların murisi olan kızı N.ye doğrudan ve dava dışı kişi vasıtasıyla yaptığı temliklerin muvazaalı olduğunu, taşınmazların bir kısım paylarının davalılar üzerinde, bir kısım paylarının dava dışı kişilere temlik edildiğini, ayrıca davalılara miras paylarına karşılık verilen 14547 parseldeki 7 nolu taşınmazla ilgili tazminat talep ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında iptal tescil ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafça iddiasının dayanağı vakıaların bildirilmediği, taşınmazların intikal ve son durumlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin iptaline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi H. F. D.in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, 3. kişilere temlik edilen taşınmazlar yönünden bedel isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava dilekçesinin iptaline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere 1086 Sayılı HUMKnun 179. maddesi ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar düzenlenmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimi, içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının muris muvazaası hukuksal nedenine dayandığı, miras bırakan tarafından temlik edilen taşınmazlara ilişkin parsel numaraları da bildirildiği, nitekim bu hususta mahkemece bilirkişi incelemesi yatırıldığı, ibraz edilen raporda çekişmeye konu edilen temlikler ve daha sonra yapılan ifraz ve imar uygulamaları ile oluşan taşınmazların ve mülkiyet durumunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava dilekçesinin iptalini gerektirir bir hususun bulunduğundan sözetme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, işin esası incelenerek hasıl olacak neticeye göre karar verilmesi gerekirken, gerek olmadığı halde kesin süre verilmek suretiyle dava dilekçesinin iptaline karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacının, temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy