MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2010
NUMARASI : 2007/74-2010/698
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı N. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.05.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Z. Y.ile temyiz edilen vekili Avukat G. Ç.geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı vekil G.’ın vekalet görevini kötüye kullandığı ve davalı N.’in durumu bilen veya bilebilecek konumda olan kişi olup iyiniyetten yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 08.11.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Somut olaya gelince, mahkemece çekişmeli taşınmazların intikaline ilişkin evraklar ile temliki işlemlerin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle yapıldığına ilişkin emsal dosyalardaki evrak ve bilgiler toplanılmış, keşif yapılarak bilirkişilerden rapor alınmış ve taraf tanıkları dinlenilerek bunlar üzerinden değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiştir. Ne var ki, kayıt maliki davalı N. önceki arsa sahibi olup taşınmazını hasılat paylaşımlı konut yapım sözleşmesi uyarınca A.K.S firmasına teslim ettiği, hasılat payı ödenmeyince aralarında ihtilaf çıktığını tadil sözleşmesi yapılarak çekişme konusu bağımsız bölümlerin kendisine devir ve temlik edildiğini savunduğu, bu hususta ticari defterleri incelenmesini talep ettiği halde bu yönde değerlendirme yapılmamıştır. , Diğer taraftan davacı şirketin çekişmeli taşınmazları A.K.S firmasından satın alır iken davalı N. ile yapılan sözleşmeden haberdar olup olmadığı, araştırılmadığı gibi davacının hakkını kötüye kullanıp kullanmadığı ve davalıyı zararlandırma kastı ile hareket edip etmediği yönünde değerlendirme ve araştırma da yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. O halde, eksik tahkikat ile yetinilerek davalı N. yönünden yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı N. vekilinin, bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü, (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davalı N. vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 29.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy