MAHKEMESİ : ÜMRANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2011
NUMARASI : 2010/431-2011/575
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 1794 ada, 3 parselde yer alan 117 nolu bağımsız bölümü, ölünceye kadar bakma koşuluyla oğulları olan davalılara temlik etmek istediğini ancak tapuda satış gibi göstermek suretiyle devrettiğini, temlikten sonra evden kovulduğunu ölümle tehdit edildiğini, tescilin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, çekişmeli taşınmazı davacıdan gerçek değeri üzerinden ve bedeli karşılığında satın aldıklarını, satış akdinden sonra davacının evlendiği ikinci eşine taşınmazı devretmeyi amaçladığını bu nedenle davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının iptali istenen temliki işlemin tarafı olduğu, iddianın yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava; tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1794 ada, 3 parselde yer alan 117 nolu bağımsız bölümde ½ payın davacı adına, ½ payının ise eşi N. adına kayıtlı olduğu, davacının kayden maliki olduğu ½ payla, davadan önce ölen eşi N.'dan gelen ¼ miras payını 23/11/2004 tarihli satış akdi ile davalı oğullarına temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının, temlike konu edilen payları ölünceye kadar bakılması için bağış yapmak istediği halde tapuda satış gibi göstermek suretiyle intikal ettirdiğni ileri sürerek temlikin muvazaalı olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, HUMK'nun 74. ve 76.maddeleri hükümlerine paralel düzenlemeler getiren 6100 sayılı HMK'nun 26 ve 33. maddelerine göre; olayları bildirmek ve ileri sürmek taraflara, bu kapsamda nitelemeyi yapmak ve belirlenecek hukuki tavsifle ilgili olarak tatbik edilecek kanun hükümlerini tesbit ve tayin ederek uygulamak hakime aittir.
Somut olayda, davacının yapmış olduğu temlikin iradi olduğu bir başka ifadeyle akdin satış gibi gösterilmesinin iradeyi fesada uğratan hukuki sebeplerden hiç biriyle iletli bulunmadığı, temlikin davacının bu konudaki "sarih iradesi" yönünde yapıldığı dosya kapsamıyla sabit olduğu gibi esasen bu husus davalıların da kabulündedir.
O halde TMK'nun 2. maddesi hükmündeki düzenleme karşısında; bir kimsenin kendi muvazaalı işlemine dayalı olarak hak elde etmesi ve bu konuda dava açması hukukça korunamayacağı gibi hakkın suistimali olarak nitelendirilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacı hem kendi ½ payını ve hem de eşi N.'dan intikal eden miras payını davalılara temlik ettiğine göre her iki payın toplamı olan 5/8 pay yerine sadece ¼ payın kabul kapsamına alınmış olması da doğru değildir.
Ancak bozma nedenine göre bu yön bozma sebebi yapılmadığından davacının temyiz itirazlarının reddine, davalının yerinde görülen temyiz itirazının kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy