MAHKEMESİ : ARHAVİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/07/2011
NUMARASI : 2010/132-2011/66
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Karadeniz sahil yolu çalışmaları sırasında davalılara ait ..parsel sayılı taşınmazın 331,24 m2 bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının tespit edildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında iptal ve terkin istenilen miktar yönünden dava dilekçesini ıslah etmiştir.
Davalı N.. T.., dava konusu parselin Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1966/118 Esas, 1974/63 sayılı kararına istinaden tapuya tescil edildiğini, davacının sözkonusu dosyada taraf olması sebebi ile kesin hüküm bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “...davalıların dayandığı Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.04.1974 tarih ve 1966/118 E. 1974/63 K. Sayılı tescil ilamında Hazinenin taraf olduğu ilamın çekişmeli taşınmaza ait olduğunun saptanması halinde kesin delil teşkil edeceği ve tarafları bağlayacağı, hal böyle olunca, tescil ilamı ve eki krokisinin dava konusu taşınmaza uygulanması, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının uzman bilirkişiler aracılığıyla saptanması ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerektiği, kabule göre de, davanın kaydın sicilden terkini isteğine ilişkin olmasına ve gerek TMK'nın 715 ve gerekse 3402 sayılı yasanın 16. maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler özel mülkiyete konu olamayacağına göre, çekişmeli bölümün sicilden terkini ile yetinilmesi gerekirken hazine adına tescile karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, keza davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, yargılama gideri ve harçtan kabul ve ret oranına göre davalının sorumlu tutulmamasının da doğru olmadığı” gerekçeleri ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan uygulama neticesinde kesin hüküm sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, 3621 sayılı yasadan kaynaklanan tapu iptali ve terkin isteğine ilişki olup, hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belli edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre, tarafları lehine usulü kazanılmış hak doğacağı kuşkusuzdur.
Ne var ki; mahkemece bu temel usul kuralı gözardı edilerek bozma kararını karşılar şekilde gerekli araştırma ve soruşturmanın yapıldığı söylenemez.
Şöyle ki; mahallinde yapılan uygulama neticesinde harita mühendisi T.. Y...ile M..S.. düzenledikleri 06.05.2011 tarihli raporlarında; Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1974/63 Karar sayılı dosyasının hüküm kısmında bulunan 1 numaralı yerin 11 nolu parselin ifrazı ile oluşan 13 ve 14 nolu parselleri kapsadığını bildirmiş iseler de, uyduğu iddia edilen ilamın eki krokinin çekişme konusu taşınmaz üzerine çakıştırılıp çakıştırılmadığı belirtilmediği gibi, böyle bir uygulama yapılmış ise tescil krokisinin taşınmazının tamamını mı yoksa bir kısmınımı kapsadığı hususunda da bir açıklama yapılmış değildir.
Öte yandan; dava konusu yapılan ..nolu parsel yargılama sırasında ifraz görerek 13 ve ..parseller oluştuğu halde ifraz parsellerinin tapu kayıtları getirtilip, taşınmazın ifrazından sonra oluşan parsellerde davalıların halen malik olup olmadıkları hususu da denetlenmiş değildir.
Hal böyle olunca; öncelikle ... ve .. nolu ifraz parsellerinin tapu kayıtlarının getirtilmesi, yine kadastro sırasında uygulanan tapunun geldilerine dayanak Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1976/160 Esas, 1976/458 Karar sayılı dosyasının getirtilerek dosya arasına alınması, ondan sonra harita mühendisi olan bilirkişiler aracılığı ile mahallinde yeniden uygulama yapılarak tescil ilamının dayanağının TMK'nun 719. ve 3402 Sayılı Yasanın 20. maddesi hükmü uyarınca kapsamının saptanması ve belirlenen durumun krokiye yansıtılması, uygulama sırasında özellikle tescil ilamının eki krokinin çekişme konusu taşınmaza çakıştırılmak suretiyledava konusu parselin tamamının tescil krokisi kapsamında kalıp kalmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacı temsilcisinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.