MAHKEMESİ : KADIKÖY 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2011
NUMARASI : 2011/40-2011/223
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, .. parsel sayılı taşınmazı dava dışı E.. T..’den 09.10.2009 tarihinde satış yoluyla iktisap ettiğini, taşınmazda ikamet eden davalı ile bayiinin amca çocukları olduğunu, satın alma tarihinden buyana davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın taşınmazı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, önceki malikin kiracısı olduğunu, kendisine ihtarname ile ödenmesi gereken kira bedeli ve ödeme yerinin bildirilmediğini, kira borcu bulunmadığını, taşınmazda iyileştirmeye yol açacak tamir ve tadilat yaptığını, 11.000,00.-TL. masrafın ödenmesi halinde taşınmazı tahliye edebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; elatmanın önlenmesi isteği bakımından taşınmaz yargılama aşamasında el değiştirdiğinden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, ecrimisil isteği bakımından ise talep miktarı bakımından Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; elatmanın önlenmesi isteği yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine, ecrimisil isteği yönünden ise dava değeri gözetilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın devamı sırasında davacının taşınmazı 03/09/2010 tarihinde H.. K.'a satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece temlik tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 186. (HMY'nın 125) maddesi hükmü gözetilerek taraf teşkilinin sağlaması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi davanın devamı sırasında taşınmazı temellük eden H.. K..'ın Kadıköy Asliye 5. Hukuk Mahkemesinin 2011/300 Esas sayılı dava dosyası ile aynı isteklerle davalı aleyhine açılan dava ile birleştirilmesi yönündeki talep mahkemece reddedilerek eldeki dava da yazılı olduğu şekilde hükme bağlanmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; taşınmazı sonradan edinen kişinin açtığı davayı, aynı irade bütünlüğü içerisinde davalıya karşı yöneltilmiş kabul etmek gerekir. Zira hakkında HUMK'nun 186. madde uygulansa idi ayrı bir dava açmasına gerek kalmaksızın eldeki davayı sürdürmesi olanaklı iken usuli işlem mahkemece tamamlanmadığı için ayrı bir davanın açıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; taşınmazı sonradan edinen H.. K..'ın açtığı davanın eldeki dava ile birleştirilmesi, ondan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerin toplanması, hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan 492 sayılı Harçlar Yasasının 16. maddesi ve 4.3.1953 tarih 10/2 sayılı İ.B.K. uyarınca TMK.'nun 683. ve devamı maddelerinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında dava değeri elatılan yerin değeri, ecrimisil ve varsa yıkımı istenilen yapının değerinin toplamından ibarettir.Somut olayda da davacı dava dilekçesinde 10.000' lira değer gösterilmek suretiyle açıldığına göre ecrimisil isteğinin incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile anılan istek bakımından görevsizlik kararı verilmesi de isabetsizdir.
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy