MAHKEMESİ : KARTAL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2011
NUMARASI : 2008/441-2011/464
Yanlar arasında görülen muarazanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, imara ve komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle yıkım yoluyla muarazaanın önlenmesi isteğine ilişkin olup mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 1165 ada, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalıların taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, davalıların komşu parselde yaptıkları inşaatın projesine ve komşuluk hukukuna aykırı olduğu gibi binasının hava ve güneş almasını engellediğini, kendisine zarar verdiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, yapılan uygulama sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, bir yandan çekişmeye konu edilen inşaatın ruhsatına ve tadilat projesine uygun yapıldığı bildirilirken, diğer yandan bazı imara aykırılıklarından söz edilmiştir. Salt imara aykırılığın idareyi ve idari yargıyı ilgilendirdiği kuşkusuzdur.
Ancak, komşuluk hukuku açısından değerlendirme için öncelikle yapılaşmanın imar mevzuatına uygun olup olmadığının belirlenmesi zorunludur.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olayda; yukarıda açıklanan ilke ve olguları kapsar biçimde bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; uzman bilirkişiler marifetiyle yerinde yeniden keşif yapılması, davalı parselinde yapılan inşaatın imara uygun olup olmadığının belirlenmesi, imara aykırı ise komşuluk hukuku açısından ve dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar muvacehesinde zarar doğup doğmadığının zarar var ise giderilmesi açısından alınması gerekli önlem ya da önlemlerin nedenlerden ibaret olduğunun saptanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak ve inşaatın davalı parselinde kaldığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy