MAHKEMESİ : ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/05/2010
NUMARASI : 2008/575-2010/322
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, öncesinde ihdasen adına tescil edilen çekişme konusu taşınmazda yapılan 37 nolu imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edilmesinden sonra bilahare Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan imar düzenlemesinin de idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek, kadastral parselin ihyası isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın idari tasarrufla Seyhan Belediyesi sınırlarından Çukurova Belediyesine dahil edildiği, Seyhan Belediyesinin taraf sıfatı kalmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer davalılar ve dahili davalı aleyhine açılan davanın, Seyhan Belediyesi adına ihdasen tescil edilen ..parsel sayılı taşınmazın 2.imar uygulaması ile orman alanına terk edildiği ve tescile tabi olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kök parselin ihyası isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın öncesinde ihdasen Seyhan Belediyesi adına tescil edildiği ve Seyhan Belediyesince başka bir çok parselle birlikte 37 nolu imar düzenlemesine tabi tutulduğu, bu imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmesi üzerine bilahare davalı Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ikinci imar düzenlemesinin de idari yargı yerinde iptal edildiği, taşınmazın yargılama sırasında yeni kurulan Çukurova Belediyesi sınırları içinde kalması üzerine anılan Belediyenin de davaya dahil edildiği görülmektedir.
Davacı Hazine, eldeki davada çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, Hazine adına ihdasen tescil edilmesi gerekirken hata ile Seyhan Belediyesi adına sicil kaydının oluşturulduğunu, ihdas işleminden sonra yapılan imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiğini, sicilin dayanaksız hale geldiğini ileri sürerek ihdas parselinin ihyasını ve adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalı S Belediyesi sınırları içerisinde kalmadığı ve anılan belediyenin bu nedenle de taraf sıfatının bulunmadığı gözetilerek davalı Seyhan Belediyesi yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına biçiminde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, 1205 sayılı taşınmazın 13.1.1999 tarihinde ihdas ile davalı Seyhan Belediyesi adına tescil edildiği kayden sabittir. Ne varki, dosya içerisinde bulunan tescil bildirim beyannamesi ve dağıtım cetvellerinde 1205 nolu parselin ihdas ile Hazine adına kayıtlı olduğu belirtilmektedir. Eksiği tamamlatılmak suretiyle getirtilen ve 30.1.2012 tarihli Tapu Sicil Müdürlüğüne ait yazıda; 1205 parselin 13.1.1999 tarih ve 331 yevmiye ile ihdas beyannamesine istinaden Hazine adına tescili gerekirken “sehven” Seyhan Belediyesi adına tescil eldildiği belirtilmiştir.
O halde, yukarıda açıklanan ihdas işlemleri tamamlanmış isede yolsuz olarak Seyhan Belediyesi adına oluşturulduğu görülmektedir. Eldeki davada Hazine imar uygulamasından önceki mülkiyet durumuna dönülmesini istediğine göre 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca öncesi orman olan yerlerin bu niteliği ile Hazine adına tescili gerektiğinden açılan davanın kaydın iptal ve tescilini kapsayacağı kabul edilmelidir.
Öte yandan, yukarıda değinildiği üzere ihdas işlemerine aykırı oluşturulan kaydın yolsuz nitelikte olduğu diğer bir deyişle illetten yoksun bulunduğu gözetildiğinde bu kayda hukuksal bir değer verilemeyeceği gibi 37 nolu imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiğide bir gerçektir.
Hal böyle olunca, imar işlemlerinin idari yargı yerinde görülüp kesinleşen davalar ile iptal edildiği ve sicilin dayanağının kalmadığı gözetilerek ihdasen oluşan dava konusu parsel kapsamında kalan yer yönünden davanın kabulü ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı Hazinenin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy