MAHKEMESİ : GAZİANTEP 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/03/2011
NUMARASI : 2010/281-2011/143
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 923/2400 payının sahte imza ile hazırlanan satış akdiyle davalıya temlik edildiğini, satış iradesinin olmadığını, yolsuz tescilden idari soruşturma ile haberdar olduğunu, temlik işleminin bilgi ve rızası dışında gerçekleştirildiğini, ilk el konumunda olan davalının TMK’nun 1024. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline olmadığı taktirde TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından devlete sorumlu olacağından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Z.S.; tapu memuru C. T.’un aracılık etmesi üzerine taşınmazı satış yoluyla iktisap ettiğini, satış bedeli konusunda pazarlık ettiği memura 90.000,00.-TL peşin, ve iki ayrı senet teslim ettiğini, senetlerin memurun telefonla aradığını söylediği L. Ç.’nin talimatı üzerine A. Ç. adına düzenlendiğini, iyiniyetli olduğunu, iktisabının korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine; tescilin yolsuz olduğunun kanıtlanması halinde tapu kaydının iptal ve tesciline karar verileceğinden davacının zararından sözedilemeyeceğini, devletin sorumluluğundan sözedilebilmesi için telafisi mümkün olmayan bir hak kaybının bulunması gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece; davalı Hazine hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Z. S.tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde TMK'nun 1007. maddesi uyarınca zararın tazmini isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davalı Hazine hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 626 ada, 1 parsel sayılı taşınmazdaki davacıya ait 923/2400 payın, 22/03/2010 tarih, 3815 yevmiyeli satış akdi ile davalıya temlik edildiği, davacının, temlik işleminde kullanılan imzanın sahte olduğu, satış iradesinin olmadığı, davaya konu temlikten Ş.K.Tapu Sicil Müdürlüğünde açılan idari soruşturma sırasında haberdar olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı, mahkemece Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Müfettişliği tarafından yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan 04/06/2010 tarihli ön inceleme raporunda davacının temellük ettiği 11/01/2010 tarih ve 370 yevmiye nolu akit ile davalıya temlik ettiği 22/03/2010 tarih ve 3815 yevmiye nolu satış akitlerinin karşılaştırılmasında fotoğraflar aynı olmakla birlikte "imzaların benzetilmeye çalışıldığının, sahte olduğunun" ilk bakışta anlaşılabildiği yönündeki saptaması ile yetinilerek, ilk el konumundaki davalı hakkında açılan davanın kabulüne karar verildiği, hükmün davalı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 2659 sayılı Yasanın 21. maddesi uyarınca; temlik işleminde kullanılan imzanın sahte olduğu iddiası, başka bir ifadeyle imzanın davacının eli ürünü olup- olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince saptanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Ne varki; mahkemece sahtecilik yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan, idari soruşturmada hazırlanan ön inceleme raporu ile yetinilerek sonuca varıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; öncelikle davalı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/19272 sayılı hazırlık dosyası veya açılmış ise ceza dava dosyası kapsamında imza incelemesi yapılmışsa o raporun gözetilmesi, yapılmamış ise yöntemine uygun biçimde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak, akitteki imzanın davacıya ait olup-olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, sahteciliğin saptanması halinde de davalının ilk el konumunda olduğu gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalı Z. S.ın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy