MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/10/2011
NUMARASI : 2009/1082-2011/1312
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, kayden maliki oldukları 209 ve 210 parsel sayılı taşınmazların bir kısmına ağaç dikmek suretiyle elatan davalının haksız müdahalesinin men'iyle ağaçların ve 500 TL. ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, birleştirilen davada ise maliki olduğu 213 parselin kullanım alanının 2.600,00 m2 olmasına rağmen kadastro tespitinde 1.790,71 m² olarak kaydedildiğini, eksik kısımların ise davacılara ait 209 ve 210 parsel sayılı taşınmazlara kaydırıldığını ileri sürerek bu parsellerden toplam 810 m² lik kısmın iptaliyle, 213 nolu parselle birleştirilerek tescile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil, birleşen dava ise tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davadaki tapu iptal ve tescil isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; asıl davaya konu 209 ve 210 numaralı parsellerin 11.07.2000 tarihinde kesinleşen tespitle asıl davanın davacıları adına, 213 numaralı parselin ise yine aynı tarihli tespitle birleşen davanın davacısı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı (birleşen davanın davacısı) 213 numaralı parselin kadastro öncesinde 1989 ve 1992 yıllarında harici satış senetleriyle zilyetliğinin devralındığı, kadastro tespitlerinin senetsizden yapıldığı, eldeki iptal ve tescil davasının ise 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmektedir. Bilindiği üzere; tapusuz taşınmazların haricen satışı menkul hükmünde olup, teslimle mülkiyet alıcıya geçer.Somut olayda bu olgu gerçekleşmiş, kadastro daha sonra yapılmıştır.Bu durumda olayda sağlıklı bir sonuca ulaşılması 19.05.1989 ve 20.10.1992 tarihli harici satış senetlerinin kapsamlarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesiyle mümkündür.
Hal böyle olunca, mahkemece yerinde yeniden keşif yapılarak gerek elatmanın önlenmesi davacılarının gerekse tapu iptal -tescil davacısının dava ettikleri yerleri keşif yerinde göstermelerinin istenmesi, ondan sonra yerel bilirkişi ve bilinemeyen sınırlar yönünden tanıklar aracılığıyla kadastro öncesi satışa konu bölümlerin dava edilen yerler içindeki konumunun tespiti ve bu arada nizalı bölümlerin kim yada kimler tarafından ne şekilde tasarruf edildiğinin tespiti ve krokide işaretletilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Kabule göre de; birleşen davada 810 m² yer için dava açılmış olup, mahkemece kısmen kabule karar verilmesine rağmen reddedilen kısmın değeri esas alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına avukatlık ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir.
Tarafların belirtilen hususlara iliştin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy