MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/11/2011
NUMARASI : 2010/120-2011/1030
Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, tapu iptali, tescil ve tazminat davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından süresinde temyizi üzerine dosya ve Tetkik Hakimi raporu incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi ve tazminat, birleşen dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkindir.
Dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılmış, mahkemece davanın reddine yönelik verilen ilk kararın dairemizce bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda da davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Bozma kararına uyulmuş olmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olup, bu itibarla mahkemece bozma kararında gösterilen esaslar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar O.H.ile M. U.'un babaları olan davacı S.'e 01.10.2004 tarihinde geniş yetkili vekalet verdikleri, vekaletname içeriğinde özellikle çekişmeli 10 ile 43 sayılı parsellerin fıstık bahçeleri biçiminde tanımlandıkları, davacı S.'in tevkil yetkisine dayanarak E. D.'a satış hususunda vekalet verdiği, bu kişi aracılığıyla davalılar F.ile S.ye 13.10.2004 tarihinde temlik yapıldığı, davacıların vekilleri ile davalılar arasında dava konusu olan 10 ve 43 parselleri kapsayan taşınmazların (toplam 130 dönüm) toplamda 97.500,00 TL. Bedelle satıldığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu aşamada belirtmek gerekir ki, satış yetkisinin verilmiş olması vekilin, vekalet görevini kötüye kullanmasının gerekçesi olamaz. Vekil eden tarafından bedel gösterilmiş olsa bile verilen bir yetkiyi fırsat sayarak temlik yapılmış olduğunun belirlenmesi halinde vekalet verenin zararlandırıldığı sonucu ortaya çıkacaktır. Bu durumda da vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığının kabulü gerekecektir. Ne varki; mahkemece dava konusu taşınmazların temlik tarihindeki gerçek değerleri saptanmamış, belirtilen anlamda bir karşılaştırma ve değerlendirme yapılamamıştır.
Hal böyle olunca; bozma kararında da değinildiği şekilde dava konusu taşınmazların gerçek değerlerinin tespiti, bozma kararında ve yukarıda özetlenen ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru bulunmamıştır.
Davacıların, yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi gereğince (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy