MAHKEMESİ: BÜYÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/06/2009
NUMARASI : 2004/1979-2009/709
Taraflar arasındaki davadan dolayı Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.06.2009 gün ve 2004/1979 esas 2009/709 karar sayılı hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin olan 24.01.2011 gün ve 14108-647 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Birleştirilerek görülen dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup, Yerel Mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine, Dairece, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu hususun yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasından "davada kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine 525'şer TL avukatlık parasına hükmedilmesi" ibaresinin çıkartılarak hükmün bu şekliyle düzeltilerek onanmasına karar verildiği görülmektedir.
Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması ve bu nedenle Daire onama kararı doğrudur. Ancak anılan Yasa, Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.7.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153.maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 günlü ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın ve Daire onama gerekçesinin Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Hal böyle olunca; işin esasının 28.11.1997 tarihli 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilmesi, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde de, 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa hükümleri de gözetilerek taraf iddiaları doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bakımından karar bozulmalıdır.
Davacı Hazinenin, yerinde olan karar düzeltme isteğinin H.U.M.K.'nun 440. maddesi hükmü uyarınca kabulü ile Dairenin 24.01.2011 tarihli 2010/ 14108 Esas ve 2011/647 karar sayılı düzelterek onama kararının ortadan kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin 23.06.2009 günlü ve 2004/1979 Esas, 2009/709 karar sayılı kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy