MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2011
NUMARASI : 2010/68-2011/105
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı Hazine vekili, maliklerinin gaip olmaları nedeniyle davaya konu taşınmazın 10 yılı aşkın süredir kayyımla idare edildiğini ileri sürerek gaipliğe ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmisini istemiştir.
Birleştirilen davanın davacısı Vakıflar İdaresi ise , taşınmazın aslının vakıf malı olduğunu bildirip vakfı adına tescil edilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı kayyım, asıl davaya bir diyecekleri olmadığını belirtmiş; birleştirilen davanın ise reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, araştırma eksikliğinden ötürü bozulmuş; mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davanan reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, Hazine ve Kayyım vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Asıl ve birleştirilerek görülen dava, gaiplik ve tapu iptali-tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, Hazine tarafından açılan asıl davanın reddine, Vakıflar İdaresi tarafından açılan birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de; Türk Medeni Kanununun 588.maddesinde; “ sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine karar verilir. Gaiplik kararı verilebilmesi için gerekli ilan süresinde hiçbir hak sahibi ortaya çıkmazsa, aksine hüküm bulunmadıkça, gaibin mirası Devlete geçer.
Devlet, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, aynen gaibin mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiş ve aynı yasanın 33/2, 3.maddesi hükmünde de; “mahkeme gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır.
Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.” hükmü öngörülmüştür. Öyleyse, yukarıda değinilen düzenlenmeler gözetildiğinde bir kimse hakkında gaiplik kararı verilebilmesi için diğer koşulların yanında en az iki kez ilan yapılması zorunludur. Somut olayda, gaiplik bakımından hükme yeterli bir araştırma ve uygulama yapılmış değildir. Hal böyle olunca, öncelikle gaiplik bakımından yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde gerekli araştırma ve uygulama yapılarak sonucunda göre bir karar verilmesi yerine, eksik soruşturma ile yetinilmek suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Hazine ve kayyımın temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.