MAHKEMESİ : BEYKOZ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2011
NUMARASI : 2011/23-2011/404
Yanlar arasında görülen elatmanın davası sonunda, yerel mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin reddine, ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin reddine, ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 287 ada 1 parsel sayılı 9580 m2'lik çalılık ve tarla vasıflı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, davacının taşınmazdaki 8400/229920 payı dava dışı kişiden 15.4.1993 tarihinde satın alma yoluyla edindiği, davalının mirasbırakanı K. T.'ın ise taşınmazda 3724/229920 oranında malik olduğu, davalının taşınmaz üzerindeki 72 m2 taban alanlı bina ile 581.60 m2'lik arsayı kullandığı anlaşılmaktadır.
O halde, taraflar arasındaki çekişmenin T.M.K.'nun 688. ve takip eden maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümlerinin gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı sabittir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın kesin neticeye kavuşabilmesi için taksim veya şuyunun satış yoluyla giderilmesi için dava açması gerektiği kuşkusuzdur.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda paydaşların taşınmazın kullanımı konusunda harici bir taksim yapmışlar ise buna itibar edilmesi, yok eğer harici taksim bulunmuyor ise uzun zaman ayrı ayrı yerleri kullanarak fiili bir durum yaratmışlarsa ahde vefa ilkesi gereğince paydaşların ortaklığın giderilmesine kadar bu olgulara riayet etmeleri gerekir. Bunun dışında, ne bir harici taksim, ne de bir fiili durum yaratılmamışsa, bu durumda davacı tarafın taşınmazda kullanabileceği bir yerin olup olmaması önem ifade eder. Şayet, tüm paydaşların kullanımlarını sağlayacak şekilde taşınmazda boş yerler var ise, o halde davacı bakımından intifadan men olgusu gerçekleşmeyeceğinden davanın reddi, yok eğer taşınmazın tamamı diğer paydaşlarca tasarruf ediliyor ve davacıya kullanabileceği bir yer bırakılmamış ise onun yönünden intifadan men olgusu gerçekleşeceğinden davacının payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.