MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2011
NUMARASI : 2010/305-2011/197
Yanlar arasında görülen elatamının önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ve dahili davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 797 parsel sayılı taşınmazın davacı şirkete, komşu 126 parsel sayılı taşınmazın davalı R.ve 685 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında ölen davalı Ö.adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı R.ın bilirkişi krokisinde A ve B ile gösterilen kısımlara, kadastral yöntemlere uygun şekilde yapılan uygulama sonucunda müdahale ettiği saptandığından, davalı R. yönünden elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ancak, elatma haksız eylem niteliğinde olup, haksız eylem kim tarafından gerçekleştirilmiş ise, hukuki olarak neticelerinden de onun sorumlu tutulması gerekeceği açıktır. Buna göre diğer davalılarla davalı R.arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığına göre, kullandığı yerlerle bağlantılı olarak belirlenen yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması doğru değildir. Davalı Ramazan’ın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Öte yandan, davalı Ö. mirasçısı M.A. ve H.’in temyiz itirazına gelince, mahkemece yapılan uygulama sonucunda elde edilen bilirkişi raporunda belirtilen ölçümün doğru olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değil ise de; dava, temyiz edenlerin murisi Ö. aleyhine açılmış olup, adı geçen davalı yargılama sırasında ölmüştür. O halde haksız fiili ika eden kişi, elatmanın önlenmesi isteği bakımından sorumlu olup, onun ölümü ile de elatma olgusu son bulacağından, davalı Ö. hakkında elatmanın önlenmesi isteği bakımından davanın konusuz kalacağı sabittir. Elatmadan kaynaklanan mali sorumlulukların mirası reddetmeyen mirasçılarına ait olacağında da kuşku yoktur. O halde avukatlık ücreti, harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları kural olarak doğrudur.
Ne var ki yukarıda değinildiği üzere murislerinin elattığı bölümle orantılı olarak sorumlu tutulmaları gerekirken diğer davalı R. ile birlikte sorumlu tutulmaları isabetsizdir. Diğer taraftan, davalı Ö. mirasçılarından M.Ali’nin taşınmaza yönelik elatma olgusu varsa, bunun ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği gözetildiğinde, M.A.hakkında elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması da doğru değildir.
Hal böyle olunca, davalı R. ve Ö.mirasçılarının temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.6 .2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy