MAHKEMESİ: GEBZE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2011
NUMARASI : 2010/192-2011/125
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, imar uygulaması ile taşınmazının bir kısmının davalılara ait imar parseline eklendiğini, imar işleminin idari yargıda iptal edildiğini ileri sürerek, davalıların taşınmazına eklenen kısmın kendisi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iptal edilen idari işlemin gereklerinin idare tarafından yerine getirilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Davacı, mülkiyeti kendisine ait .. ve ..parselleri kapsayacak biçimde 3194 sayılı yasanın 18. maddesi kapsamında imar uygulaması yapılarak ..parselden 1132, 52 m²lik bölümün .. ada 3 parsele katıldığını, anılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilerek iptal kararının Danıştayca onandığını ileri sürerek, çekişmeli yerin yeniden adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, idarenin iptal kararının gereklerini yerine getirmek üzere çalışma yapıldığından söz edilerek davanın reddine karar vermiştir.
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle davada, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral parselin ihyasının istendiği açıktır.
Dosyadaki belge ve yazışmalarda, belediyece yeni bir imar çalışmasının sürdürüldüğü ve bu çalışmanın ihale aşamasında olduğu bildirilmiştir. Anılan çalışmanın, diğer bir deyişle yeni bir imar uygulamasının henüz gerçekleşmediği, davanın açılması sonucunu doğuran nedenlerin ortadan kalkmadığı ve davanın açıldığı tarihteki koşullar gözetildiğinde kadastral parsele dönüş amacını taşıyan davanın görülebilirliği tartışmasızdır. Buna karşın, mahkemenin sonucu belli olmayan ve ne zaman tamamlanacağı bilinmeyen bir süreci nazara alması ve bu nedenle davayı reddetmesi doğru değildir.
Öte yandan, imar uygulaması iptal edilmiş ve sicilin illetini teşkil eden idari işlem ortadan kalkmış olduğuna göre, T.M.K.'nun 1025’inci maddesi uyarınca sicilin yolsuz tescil durumuna düşmesi nedeniyle önceki kayıt malikinin mülkiyet hakkına dayanarak eldeki davayı açmada hukuksal yararı bulunduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle reddedilmesi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.