MAHKEMESİ : FETHİYE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2012
NUMARASI : 2010/597-2012/39
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat davası sonunda, yerel mahkemece feragat dilekçesi üzerine ek karar ile feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı; 338 ada 30 parsel 1. kat 1 nolu bağımsız bölüme ilişkin 1/2 payını, aralarındaki anlaşma uyarınca boşanma karşılığında davalıya 1.8.2007 tarihinde temlik ettiğini, ancak davalının anılan anlaşmaya göre açması gereken boşanma davasını uzun bir süre açmadığını ve yapılan görüşmeler sonrasında 12.5.2008 tarihinde ikame ettiği davada, aynı gün tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiğini ancak; davalının 15.05.2008 tarihli feragat dilekçesi üzerine ek karar ile feragat nedeniyle davanın reddine hükmedildiğini; davalının daha sonradan şiddetli geçimsizlik nedeniyle açmış olduğu boşanma davasında sunduğu dilekçeyle, anılan 1/2 payın, taraflar arasındaki anlaşma gereğince devredildiğine yönelik ikrarda bulunduğunu, davalının anlaşmaya aykırı hareket ettiğini ileri sürerek; tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriği itibariyle; davalının boşanma davasıyla ilgili hileli hareketleri ve sözleri nedeniyle davacının çekişmeli taşınmazdaki 1/2 payını temlik ettiği ileri sürüldüğüne göre, davada “hile” hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 338 ada 30 parsel 1. kat 1 bağımsız bölüm nolu mesken nitelikli taşınmazın paylı mülkiyet üzere olup, eşit oranda taraflar adına kayıtlı iken, davacının maliki olduğu 1/2 payı 01.08.2007 tarihinde ve satış suretiyle davalı eşine temlik ettiği; davalının 12.05.2008 tarihinde açtığı dava sonucu Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de, bilahare ek karar ile 15.05.2008 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine hükmedildiği ve bu kararın 25.06.2008 tarihinde kesinleştiğinin mahkemenin 15.11.2011 tarihli oturumunda belirtildiği görülmektedir.
O halde, 25.06.2008 tarihinde kesinleşen bu ilama göre, davacının hileyi en geç anılan kararın kesinleştiği tarihte öğrendiği kabul edilmelidir. Buna göre de, Borçlar Kanununun 31. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçmiştir.
Hal böyle olunca, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Kabule göre de, bakiye karar harcının hazineye irat kaydı yerine davacı lehine hükmedilmesi de doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.