MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/11/2010
NUMARASI : 2009/78-2010/650
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, paydaşı olduğu 5849 ada, 10 parsel sayılı taşınmazı yurtdışında olmasından faydalanan davalının yapılaşmak suretiyle işgal ettiğini, noter kanalıyla gönderilen ihtarnameye rağmen sonuç alamadığını ileri sürerek, payına isabet eden 20.000,00.-TL arsa bedelinin davalıdan tahsiline olmadığı taktirde elatmanın önlenmesi, yıkım ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.-TL ecrimisilin inşaatın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; çekişmeli taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğinden arsa bedeli, elatmanın önlenmesi ve yıkıma ilişkin talepler bakımından konusu kalmadığından hüküm kurmaya yer olmadığına, ecrimisil yönünden delil bildirilmediğinden talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, paylı mülkiyet üzere olan 5849 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve bedel isteklerine ilişkin olup ecrimisil dışındaki istekler bakımından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteğinin de kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de; çekişmeli taşınmazın, yargılama sırasında açılan ve derecattan geçerek kesinleşen izale-i şuyuu davası sonucunda, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiği ve ihale sonucu taşınmazın tam mülkiyet olarak davalı adına tescil edildiği mahkemece gözetilerek ecrimisil isteği dışındaki talepler bakımından yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu kuşkusuzdur. Eldeki davanın açıldığı tarihten önceki süreç bakımından davalı tarafından taşınmazın kullanıldığı da sabittir. O halde, istenilen ecrimisilin önceki döneme ait olduğu gözetildiğinde " o dönem için belirlenecek ecrimisilin" davacının payı oranında kabul edilmesi gerekirken bu istek bakımından red karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi dava tarihinde davacının davasında haklı olduğu anlaşıldığına göre sonradan "davanın konusuz kalması" davalı tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını gerektirmez. Ne varki, mahkemece bu konuda da yanılgılı değerlendirme ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.