MAHKEMESİ : ORHANGAZİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2011
NUMARASI : 2005/364-2011/651
Yanlar arasında görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili 22.8.2005 havale tarihli dilekçe ile , müvekkilinin babası olan miras bırakan M.. P.. yaşı ve akıl sağlığı itibariyle bağış yapabilecek ehliyete sahip olmadığı halde davalı Yaşar Pala'nın, miras bırakanın ehliyetsizliğinden faydalanarak mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla 1539 ve 3658 sayılı taşınmazları 23.8.2002 tarihinde kendisine hibe ettirdiğini ileri sürerek, ehliyetsizlik hukuksal sebebiyle payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, miras bırakanın bağış sırasında ehliyetli olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, miras bırakanın bağış tarihinde ehliyetsiz olduğunun Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4.Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuyla belirlendiği, ehliyetsiz kişinin yaptığı işlemlerin hukuken sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava , ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere, özellikle iddianın ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriğine göre; davacının pay oranında iptal ve tescil isteğinde bulunduğu, mahkemece de, istek gözetilmek suretiyle davacının miras payı oranında davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Miras bırakan M.P.'nın ölüm tarihi (6.2.2005) gözetildiğinde terekesinin el birliği mülkiyetine tabi olduğu ve davacı ve davalı dışında Neşecan isimli mirasçısının bulunduğu sabittir. El birliği mülkiyetinde ortaklardan birinin terekenin korunmasına ilişkin açtığı davalarda diğer ortakları temsil yetkisinin bulunduğu, alınacak hüküm sonucundan diğerlerininde yararlanacakları Türk Medeni Kanununun 702/4. maddesi hükmü gereğidir. Oysa, mülkiyet çekişmesinin bulunduğu ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi hukuksal nedenlerine dayalı olarak pay oranında iptal ve tescil isteği ile açılan davalarda Türk Medeni Kanunun belirtilen maddesi hükmünün uygulama yeri bulunduğu söylenemez. Bir başka ifadeyle el birliği mülkiyetinin hukuksal yapısı gereği değinilen hukuksal nedenlerle pay oranında açılan davanın dinlenebilme olanağı bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanununun 599.maddesi hükmü uyarınca; miras, miras bırakanın ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (taşınır -taşınmaz) üzerinde bu tarih itibari ile hak sahibi olurlar. Türk Medeni Kanunun 640.maddesi hükmü gereğince birden çok mirasçının bulunması halinde, mirasın intikaliyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Böylece, mirasçılar terekeye elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Türk Medeni Kanununun 701/2. maddesi hükmüne göre, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Bir başka ifadeyle, tereke üzerindeki hak sahipliği ortaklardan tek başına hiçbirine ait olmayıp hak sahibi olan ortaklıktır.
Bu yasal düzenlemelere göre, miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, terekedeki paylar ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların terekeye giren mallar (taşınır-taşınmaz) üzerinde somut ve bağımsız payları mevcut değildir.
O halde, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alındığında ve dava dışı mirasçının bulunduğu gözetildiğinde, davacının ehliyetsizlik hukuksal nedeniyle ve kendi payına hasren tek başına dava açamayacağı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.7.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy