MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/10/2011
NUMARASI : 2002/665-2011/450
Yanlar arasında görülen vasiyetnamenin iptali ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis isteminin ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar ve davalı vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.11.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat G... E... İle diğer temyiz eden vekili Avukat M... B... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, vasiyetnamenin iptali olmazsa tenkis isteğine ilişkin olup mahkemece, kademeli isteklerden vasiyetnamenin iptali konusundaki istekten feragat edilmesi sebebiyle bu istek bakımından davanın reddine, tenkis isteği bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de, istek kademeli olduğuna ve iptal davasından feragat edildiğine göre buna bağlantılı olarak tenkis isteği değerlendirilmek suretiyle bu isteğin kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. İptal isteğinin reddi bakımından davalı taraf yararına bir avukatlık ücreti verilmemesinde yargılama giderlerinin de buna göre oranlanmamasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu yöne değinen davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, mahkemece miras bırakanın açıkça davacıların saklı payına tecavüz kastının varlığı saptandıktan sonra TMK'nun 564.maddesi hükmüne göre davalı tarafa tercih hakkı tanınması doğru ise de, davalı 17.1.2011 tarihli dilekçesinde tercihini bedelden yana kullanarak aynın davacı tarafa verilmesini istemiştir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek, davalının talebinin tersine taşınmaz davalıda bırakılarak davacı tarafa bedel ödenmek üzere yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabul tarzı itibariyle de; dava dilekçesinde bir değerin gösterilmesi zorunlu olup esas tenkise konu teşkil edecek değerin yapılan araştırma sonucu bulunacak olan değer olacağı ve ıslaha gerek kalmaksızın bu değer üzerinden davacıların saklı payına tekabül eden miktarın hüküm altına alınması gerekirken, gözardı edilerek bu konuda da yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
O halde, davacılar ve davalıların yukarıda değinilen hususlara ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.