MAHKEMESİ : MUŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2010
NUMARASI : 2009/234-2010/523
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Muş Valiliğinin 15.07.1954 tarih ve 106 sayılı kararı ile Muş-Başhan yolunun 0-220 km'leri arasında ve 50 m'lik kamulaştırma sınırı dahilinde kalan taşınmazların karayolu yapımı nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiğini, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kamulaştırma işlemlerinin yapıldığını davalılara ait yapının karayoluna taştığını ve kamulaştırma sınırını ihlal ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.
Davalı Ö.. İ.., davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davalılar S.. Ö.. İ... Firması ve davalı Ö.. İ.. bakımından davanın kabulü, davalı O.. İ.. bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı Ö.. İ.. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, Karayolları Genel Müdürlüğünce açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu ..parsel sayılı taşınmazın davalılar Ö.. ve O.. adına kayıtlı olduğu, bilirkişi raporu ve ekli krokiden davalılara ait binanın bir bölümünün kamulaştırma sonucu karayolu olarak belirlenen alan içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasanın 25. maddesi hükmü uyarınca, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ile mülkiyetin kamulaştıran idareye geçeceği öngörülmüş iken, anılan maddeyi değiştiren ve 24.04.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4650 sayılı yasanın 14. maddesi ile mülkiyetin kamulaştıran idareye intikali tescil koşuluna bağlanmıştır.
Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 705. maddesinde, kamulaştırma işlemi ile ilgili mülkiyetin tescilden önce kazanılacağını bildirmekle beraber, tasarruf işlemlerinin yapılabilmesini mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlamıştır. Türk Medeni Yasasının 999. maddesi de “özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan (somut olayda, Muş-Bitlis karayolu) taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz. Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır” hükmüne amirdir.
Eldeki davada, söz konusu yerle ilgili sicil halen davalılar adına kayıtlı olup, bu kayıt yolsuz dahi olsa, hukuksal varlığını henüz korumaktadır ve iptale kadar geçerli sayılır. Yargıtay HGK.'nun 2005/8-22 esas, 2005/64 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dava açmak da tasarrufi bir işlem kabul edildiğine göre, uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca ulaştırılabilmesi ve davanın görülebilir bir nitelik kazanması bakımından anılan idare adına var olan kaydın yolsuz olup olmadığının, bu anlamda kamulaştırma işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının açıklığa kavuşturulması, bunun sonucu olarak idareye söz konusu kaydın kütükten terkini imkanının tanınması, diğer bir deyişle bu konuda dava açması için önel verilmesi, açıldığı taktirde mahkemece terkin isteğinin kabulü ya da reddi yönünde verilecek karar doğrultusunda eldeki davanın hükme bağlanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan şekilde bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın .. parselin mülkiyet alanında kalan ve bilirkişi raporu ile ekli krokide 76,63 m2 olarak gösterilen bölüm bakımından yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy