MAHKEMESİ : KEÇİBORLU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2009
NUMARASI : 2004/515-2009/40
Davacı N.A. tarafından, davalı F. Ç. aleyhine açılan çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından süresinde temyizi üzerine dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu 11347 ve 11348 parsel sayılı taşınmazlar bakımından elatmanın önlenmesi davasının reddine, diğer taşınmazlar bakımından dava konusuz kaldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, ecrimisil isteği bakımından da davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesinde; taşınmazlarla ilgili bir değer belirtmediği, ecrimisil isteği yönünden bildirilen değer üzerinden harç alınmakla yetinildiği, yargılama sırasında da çekişme konusu taşınmazlar yönünden saptanan değer üzerinden harç ikmali yapılmadığı, hükümle birlikte “elatmanın önlenmesi isteği bakımından karar vermeye yer olmadığına” dair karar verilen taşınmazlar ve kabul kapsamına alınan ecrimisil üzerinden karar ve ilam harcı alındığı, hükmün davalı tarafından “elatmanın önlenmesi isteği bakımından davanın reddi” gerektiği gerekçesiyle temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 6100 sayılı HMK’nun 120. maddesi (HUMK'nun 413) ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de " ... muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı HMK’nun 150. maddesinde (1086 sayılı HUMK.' nun 409. maddesinde) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak davacı tarafından bir değer gösterilmediği gözetilmek suretiyle mahkemece elatıldığı iddia edilen taşınmaz için keşfen belirlenen değer üzerinden, yukarıda değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle, harç ikmalinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy