MAHKEMESİ: ANDIRIN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/06/2011
NUMARASI : 2007/363-2011/188
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteğinin ise reddine ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacılar, paydaşı oldukları taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, elatmanın önlenlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 209 ve 210 parsel sayılı taşınmazlara davacıların, ve davalının annesi E.’nin ve dava dışı kişilerin kayden paydaş oldukları, E.’nin 17.12.1997 tarihinde öldüğü, davalı ve dava dışı kişilerin mirasçı olarak kaldıkları, çekişmeli bölümü davalının tasarruf ettiği anlaşılamaktadır. Bu durumda davalının miras bırakanı E.’nin payı nedeniyle taşınmazda paydaş olduğu kabul edilmelidir. O halde, dava paydaşlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 706.,
Borçlar Kanunu'nun 2l3. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237.), Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " ahde vefa" kuralının yanında Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, Türk Medeni Kanunu'nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hal böyle olunca; mahkemece yeniden yukardaki ilkeler doğrultusunda araştırma, inceleme ve uygulama yapılması,hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hükküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı yerindedir kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy