MAHKEMESİ: REYHANLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/02/2009
NUMARASI : 2006/114-2009/42
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakan anneleri H..T.'in 2083 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, 19.11.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabul sebebiyle kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabul sebebiyle kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu 2083 parsel sayılı taşınmazdaki 2000/6300 payın miras bırakan H.. T.. adına kayıtlı iken davalı A. T.'e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, davalı 19.11.2008 tarihli dilekçe ile davayı kabul etmiştir.
Ancak, eksiğin tamamlatılması yoluyla getirtilen belgelerden Reyhanlı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/393 E. sayılı dava dosyasında davalı A. T.'e vasi tayini için dava açıldığı ve davanın derdest olduğu görülmektedir.
Bilindiği üzere, bir davada mümeyyiz olan gerçek kişiler ile hükmi şahsiyete haiz olan tüzel kişilerin davacı ve davalı taraf olmaları asıldır.
Bu durumda vesayet davasının sonucunun eldeki davayı etkileyeceği açıktır. Anılan bu dava sonucunun beklenmesi, davalıya vasi atanması halinde atanacak vasinin de TMK’nun 462/8. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamından izin alarak vasi huzuruyla yargılamanın sürdürülmesi ve böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi; Adli Tıp Kurumun'dan davalının akit tarihinde ve eldeki davayı kabul tarihinde hukuki ehliyete haiz olup olmadığı yönünden rapor alınması, davalının davayı kabul tarihinde hukuki ehliyeti bulunmadığının anlaşılması halinde kabule değer verilemeyeceğinin de gözetilmesi ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy