MAHKEMESİ : İZNİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/05/2011
NUMARASI : 2010/326-2011/121
Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi İraporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava; ölünceye kadar bakım akdinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmediği iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ile davalıların murisinin baba -oğul oldukları, davacının kayden malik bulunduğu, 81 ada, 13 parsel, 89 ada, 53 parsel ve 153 parsel sayılı taşınmazları davalıların murisi olan oğlu İ. B.'ya 20/04/2000 tarihinde ölünceye kadar akma akdi ile temlik ettiği, bakım borçlusunun 01/08/2010 tarihinde öldüğü, davanın ise 14.12.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmelerinde bakım alacaklısının ölümü sözleşmenin sona ermesini gerektirdiği halde bakım borçlusunun ölümü ile sözleşme son bulmaz, bakma ve görüp gözetme borcu bakım borçlusunun mirasçılarına intikal eder. Ancak yasa koyucu gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 518. maddesi, gerekse 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 6l8. Maddesideki düzenleme ile bakım alacaklısına, isteği dışında, bakım borçlusunun mirasçıları ile birlikte yaşamaya zorlamamak için ölüm tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi bozma (feshetme) hakkı tanımıştır. Ne varki, bakım alacaklısının, ölüm nedeniyle sözleşmeyi bozması (feshetmesi) halinde bakım borçlusuna verdiği malı aynen mirasçılarından geri istemesine yasal olanak yoktur. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun 618. maddesinde açıkça belirtildiği üzere sadece borçlunun iflası halinde, İflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para talep edebilir. Nitekim bu ilke 5.6.1957 tarih 25/22 sayılı inançları birleştirme kararında da açıkça vurgulanmış, uygulama bu yönde kararlılık kazanmıştır.
Öteyandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 6l8. maddesinde öngörülen fesih beyanının kullanılması ile sözleşmenin ortadan kalkacağı; feshin hükümlerinin önceye etkili olamayacağı; bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin o zamana kadar meydana getirdiği hükümleri muhafaza edeceği kuralı da yerleşmiş Yargıtay İçtihatları ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiştir.
Oysa, mahkemece yukarıda değinilen ilkeleri kapsar biçimde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın neticeye gidilmiştir.
Halböyle olunca, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda tarafların iddia ve savunmalarının, toplanan ve toplanacak delillerle birlikte değerlendirilmesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 618. Maddesi hükmü gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy