MAHKEMESİ : BODRUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2011
NUMARASI : 2008/176-2011/232
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 1065, 1066 ve 1066 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde A. V. sitesinin yer aldığını, komşu parsel maliki şirketin, taşınmazların bir kısmını duvarla çevirmek, yol olarak kullanmak ve taşkın tesis yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.Asli müdahil; 2010 yılından itibaren 1067 sayılı parselin bağımsız site yönetiminin oluşturulduğunu, anılan parselle ilgili dava açma hakkının 1067 parsel site yönetimine ait olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan arıtma tesisinin 1067 parsele taşkın olduğunu, bir kısım taşınmazın duvarla çevrilmek suretiyle işgal edildiğini, site sakinlerinin denize inmek için kullandıkları yolun kapatıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına ve ecrimisile karar verilmesini isteğinde bulunmuştur.Davalı şirket; dava açma ehliyetinin 1067 parsel Site yönetimine ait olduğunu, 1065 ve 1066 parseller bakımından ilgili site yönetimleriyle sulh sözleşmesi yaptıklarını, 1067 parsel bakımından ise bir müdahalelerinin olmadığını, arıtma tesisi ve üzerinde kurulan tenis kortunun kamuya terk edilen alanda kaldığını, bağımsız bölümleri satın alan kat maliklerinin tesisin varlığını bilerek iktisap ettiklerini, dava açmakta iyiniyetli olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; asli müdahilin davasının kabulü ile elatmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına, ecrimisilin kısmen kabulüne, diğer davacı bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar; asıl davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl dava bakımından elatmanın önlenmesi, yıkım isteklerinin reddine, asli müdahilin 1067 parsel sayılı taşınmaz hakkkındaki davada elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin kabulüne, 88.867,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak A.V.site yönetim kuruluna ödenmesine, daha sonra da asli müdahilin tavzih talebi üzerine ecrimisilin 1067 parsel site yönetimine ödenmesine karar verilmiş, hüküm asıl davanın davacısı ve davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; gerek asıl dava dilekçesinde gerekse asli müdahale dilekçesinde dava değerinin talep edilen ecrimisil miktarı kadar gösterildiği ve bu değer üzerinden harç yatırıldığı, elatmanın önlenmesi isteği bakımından bir değer gösterilmediği, yargılama sırasında da bu istek yönünden bir açıklama yaptırılmadığı, keşfen değerin saptanmadığı ve harç tamamlatılmadığı gibi hükümde de karar ve ilam harcının ecrimisil miktarı üzerinden belirlendiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluştaran hakkın para ile değerlendirilmesinin gerektiği açıktır. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK'nun 120. maddesi (HUMK.'nun 413.) ve 492 Sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca; dava değerinin ve buna göre alınacak harcın çekişme konusu taşınmazı ve üzerindeki muhdesat ile istenilen ecrimisil miktarının değerinin toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur. (04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.)
Bilindiği üzere; 492 Sayılı Harçlar Yasası, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların takdirlerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetileceği düzenlenmiş ve buyurucu nitelikteki 30. ve 32.maddelerinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Hal böyle olunca; dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteği bakımından çekişmeli taşınmazla ilgili olarak davacı tarafından bir değer belirtilmediği gözetilmek suretiyle, davacıya çekişme konusu taşınmaz malın değerinin açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde keşfen değerin saptanması, belirlenecek değer üzerinden nispi tarifeye göre harcın tamamlattırılması, bu koşul yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, kabul edilen ecrimisil değeri üzerinden harç alınmakla yetinilmesi isabetsizdir. Davalı yan, temyiz dilekçesinde sair nedenler demek suretiyle bu hususa değinmiştir.
Öyleyle, tarafların temyiz itirazları bu yönüyle yerindedir. Kabulü ile hükmün öncelikle açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy