MAHKEMESİ : KIRŞEHİR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/01/2012
NUMARASI : 2011/638-2012/53
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının dava konusu taşınmaza herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 61 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalının ise komşu taşınmaz olan 43 parselin paydaşlarından olduğu, davacının Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/ 471 esasında görülen davada kendi taşınmazına 300 m² tecavüz olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.Gerçekten de dava dışı İbrahim Tekeli tarafından davalı aleyhine açılıp, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilen davanın 23.09. 2010 tarihli keşif raporunda 43 numaralı parsel tarafından 61 numaralı parsele 300 m² tecavüz olduğu belirtilmiştir. Bu davada alınan 14.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise dava konusu 61 parsel tarafından 43 nolu parsele 263 m² tecavüz olduğu belirtilmiş, mahkemece de rapor esas alınarak dava reddedilmiştir.
Ancak, her ki raporun birbiriyle çelişkili olduğu açık olup, bu çelişki giderilmeden tarafları tatmin eden sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazırhale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkca gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
O halde, mahkemece yeniden keşif yapılarak raporlar arasındaki çelişkinin neden kaynaklandığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı doğrudur. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy