MAHKEMESİ : KADİRLİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/02/2012
NUMARASI : 2011/226-2012/102
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de; davalı savunmasında her yıl elde ettiği mahsulden payına isabet eden parayı davacıya verdiğini savunmuş, davacı da buna karşı koymamıştır. O halde ecrimisil isteği bakımından davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak çekişmeli tarla vasfındaki, 102 ada, 17 parsel sayılı taşınmazda davacının, davalının eşi ile birlikte paydaş oldukları,davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı eşine teb'an taşınmazı kullandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmelidir ki; davalının taşınmazı paydaş olan Ö. T.'a teb'an kullanması, İİK'nun 276/son maddesi hükmü uyarınca korunması gerekli bir kullanmadır. Ancak paydaşlar arasında harici bir taksim sözleşmesi veya uzun zamandan beri tüm paydaşları kapsar şekilde taşınmazı kullanma yönünden fiili bir durum yaratılmış ise buna itibar edilmesi zorunludur. Ne var ki; gerek harici taksime dayalı gerekse fiili bir kullanım durumu meydana getirilmemiş ise o taktirde davacı yönünden "intifadan men olgusunun" gerçekleşip-gerçekleşmediğinin araştırılması bir başka ifadeyle taşınmazda davacının kullanabileceği bir yerin olup olmadığının tespiti ile çekişmenin çözümü icap etmektedir.
Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dinlenilen yerel bilirkişiler ve tüm tanıklar taşınmazın tamamının davalı tarafından kullanıldığını, duraksamaya yer bırakmayacak şekilde bildirmişlerdir. Ayrı ve paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluşmadığı da açıktır. Her ne kadar davalı, davacıya kullanabileceği bir yer bıraktığını savunmuş ise de anılan bu savunmayı kanıtlamış değildir.
Öyle ise; davacının payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy