MAHKEMESİ : EREĞLİ(KONYA) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2011
NUMARASI : 2008/405-2011/547
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, dava konusu 2305 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 2080/2400 payını 27.01.2006 tarihinde ve satış suretiyle davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı vasisi, anılan temliki işlemin, davacının kandırılması suretiyle gerçekleştirildiğini ve davacının akit tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, davacının akit tarihi olan 27.01.2006 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Kurulu’ndan alınan raporla belirlenmek ve benimsenmek suretiyle, ehliyetsizlik iddiası bakımından davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Tüm deliller toplandıktan sonra davacı vekili tarafından sunulan belgeye değer verilmemesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak; davada, ehliyetsizlik yanında hile hukuksal nedenine de dayanıldığı halde, mahkemece bu konuda araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, hata esaslı olmasa bile, aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, hile iddiası yönünden yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy