MAHKEMESİ : ARAKLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2010
NUMARASI : 2007/190-2010/337
Yanlar arasında görülen kabul beyanının feshi, tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, kabul beyanının esaslı hata sebebi ile feshi, tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 200 ada 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazların hükmen veraseten iştirak halinde davacı ve davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, davalının Araklı Kadastro Mahkemesinin 2007/156 Esas sayılı dosyası ile aleyhine açmış olduğu davada, satın almayla malik olduğu ve eski tapu kayıtları bulunan, kadastro tespiti sırasında da 200 ada 9 ve 12 parsel olarak adına tespit edilen taşınmazların, davalı ile ortak miras bırakanlarından intikal eden taşınmazlar olduğu düşüncesi ile esaslı hataya düşerek cevap süresi içinde davayı kabul ettiğini ve bu beyanı gereğince anılan taşınmazların kendisi ve davalı adına tesciline karar verildiğini ve dereceattan geçerek kararın kesinleştiğini, tapularını almak için Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurduğunda durumu anladığını, gerçekte murislerinden intikal eden taşınmazların 235 ada 34 parsel ile 176 ada 3 parsel olduğunu, çekişme konusu taşınmazlar başında keşif yapılmadan karar verilmiş olması sebebi ile hatasını farkedemediğini, kabulün hukuki sonuç doğurabilmesi için dava edilen taşınmazın bilinmesi gerektiğini, bu nedenle kabulünün bağlayıcı olmadığını, şekil şartlarını da taşımadığını ileri sürerek, Borçlar Kanununun 23. maddesi hükmü gereğince esaslı hata nedeniyle anılan kabulünün feshine karar verilmesi istekli eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında dilekçesini ıslah ederek, kabulün feshi ile birlikte 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazlardaki davalı payının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istediği görülmektedir.
Çekişmeye konu Kadastro Mahkemesi dosyasının yargılaması sırasında davacının esaslı hataya düşerek davayı kabul ettiği gerekçesi ile mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; eldeki dava dilekçesinde ileri sürülen hususları temyiz dilekçesine konu yaparak davacının esaslı hataya düşerek davayı kabul ettiğini ileri sürmek suretiyle Araklı Kadastro Mahkemesi kararını 05.10.2007 tarihinde temyiz ettiği, aynı gün de eldeki davayı açtığı, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 13.12.2007 tarih, 2007/4954 Esas, 2007/4694 sayılı ilamında açıkça; " Kural olarak feragat kabul gibi irade beyanları yöntemine uygun biçimde belgelendirilmiş olmak koşuluyla kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Öte yandan kabulden dönmeyi haklı gösterecek hukuksal bir durum öne sürülmemiştir. " denilmek suretiyle kadastro mahkemesi kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onandığı tartışmasızdır.
O halde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin anılan ilamı karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy