MAHKEMESİ : ADANA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/06/2011
NUMARASI : 2010/1027-2011/359
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, çekişme konusu taşınmazın kadastroca tecsil harici bırakıldığını, davalı tarafından açılan tescil davasının reddedilip, kesinleştiğini, bu yerin özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu ileri sürerek, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 18. maddesi uyarınca Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Davacı Hazine, çekişme konusu taşınmazın kadastroca tescil harici bırakıldığını, davalı tarafından açılan tescil davasının reddedilip, kesinleştiğini, bu yerin özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu ileri sürerek, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 18. maddesi uyarınca Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmaza ilişkin olarak davalının, Hazine, Orman İdaresi ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı tescil davasının, Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.2.2009 günlü, 2008/485 esas, 2009/102 sayılı kararıyla, "taşınmazın, kadastroca çalılık olduğundan tescil harici bırakıldığı, 1968 yılında çekilen hava fotoğrafında da çalılık alana isabet ettiği, bu yerde orman kadastrosu yapılmaması nedeniyle öncesinin orman olduğunun kabulü gerektiği, taşınmazın zilyetlikle mülk edinilecek yerlerden olmadığı" gerekçesiyle reddedildiği; temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince, " çekişmeli taşınmazın yapılan arazi kadastrosu sırasında fundalık ve çalılık olarak tespit harici bırakıldığı ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu" belirtilerek onandığı ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
O halde, yukarıda sözü edilen Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/485 esas sayılı davanın reddine ilişkin kararı ile Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin onama gerekçesi gözetildiğinde, davaya konu taşınmazın, orman vasfında olduğu açıktır.
Bu durumda, her ne kadar davada, 3402 sayılı Kadastro Yasanın18. maddesi uyarınca davacı Hazine adına tescil istenmiş ve bu istek kabul edilmiş ise de; taşınmazın yukarıda açıklanan özellikleri ve nitelikleri itibariyle orman vasfında olup, bu niteği itibariyle sicile bağlanması mümkün bulunan yerlerden olduğu gözetilerek, orman vasfıyla Hazine adına tescile karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere tarla vasfıyla Hazine adına tescile karar verilmiş olması doğru değildir. Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy