(2709 S. K. m. 141) (4721 S. K. m. 683, 995) (6100 S. K. m. 186, 294, 297, 298) (1086 S. K. m. 376, 381, 388, 389)
Dava: Yanlar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali-tescil, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda yerel mahkemece verilen karar, davacı (birleşen davalı-karşı davacı) B. ve davalı (birleşen davacı-karşı davalı) R. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi E. G.'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Asıl dava, vekaletnamenin hile ile alınıp kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleşen dosyada asıl dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil; karşı dava, tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine; birleşen davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı HMK. nun 186. (1086 sayılı HUMK. nun 376.) maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; HMK.nun 297.(HUMK.nun 388.) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada söz konusu HMK.nun 294/4.(HUMK. nun 381/son) maddesinin getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HMK. nun 298/2 (HUMK. nun 389.) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK. (HUMK.)nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Diğer taraftan, yukarıda da belirtildiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 297/1-c fıkrasında (1086 s. HUMK'nın 388/3), hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı kanunun 2. fıkrasında ise (1086 s. HUMK'nın 388/son) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Somut olaya gelince, değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda birleşen davanın kabulüne denildiği halde, gerekçeli kararda birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine denilmesi suretiyle çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Diğer taraftan, birleşen davada, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde aynı zamanda karşı dava olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığı belirtilerek harcı yatırılmıştır. Buna karşılık, gerek mahkeme kararının gerekçe kısmında karşı dava irdelenmemiş ve gerekse kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm kısmında bu konuda olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm kurulmamıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca, bozma nedenine göre sair hususlar incelenmeksizin hükmün 10.4.1992 gün, 1992/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy