MAHKEMESİ : ÇAYKARA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2012
NUMARASI : 2009/122-2012/7
Yanlar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Asıl dava, davacı N... G... tarafından açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleşen dava ise bu davanın davalısı A... tarafından açılan ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tüm taşınmazlarda tarafların paydaş oldukları ve aralarında 30 yıla yakın bir süre önce yapılan harici sözleşmeye dayalı 14, 12, 10 ve 4 numaralı parselleri davacı N... G...'ın tasarruf ettiği, 8 numaralı parseli davalı A... G...'ın tasarruf ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, her iki yanın kullanımının uzun süreye dayandığı ve tarafların yek diğerine muvafakatlarının bulunduğu gözetildiğinde, mahkemece karşılıklı ecrimisil isteklerinin reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı tarafın bu hususa ilişkin temyiz isteği yerinde değildir, reddine;
Elatmanın önlenmesi isteğine gelince, taraflar çekişmeli taşınmazlarda paydaş olup herhangi bir özel parselasyon ya da fiili kullanım biçiminin oluştuğu söylenemez. Zira, her bir parselin başka bir paydaşa özgülenmesi biçimindeki bir harici anlaşma fiilen mülkiyetin devri anlamı taşıyacağından Türk Medeni Kanunu'nun mülkiyetle ilgili hükümlerine ve özellikle 706. maddesi hükmüne, ayrıca Borçlar Kanunu'nun 213. maddesine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesine) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesine aykırı düşmesi nedeniyle hukuksal değer taşımaz. O halde, uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi zorunludur. Olaya bu açıdan bakıldığında toplanan deliller ve özellikle yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından 14, 12, 10 ve 4 numaralı parsellerin münhasıran davalı A... G...'ın kullanımında olduğu ve davacı yönünden yararlanmaktan engellenme (intifadan men) olgusunun gerçekleştiği sabittir.
Hal böyle olunca, 14, 12, 10 ve 4 numaralı parseller yönünden elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın tümden reddi doğru değildir, davacının belirtilen yönlere değinilen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy