MAHKEMESİ : ÇORLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2011
NUMARASI : 2010/441-2011/499
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüyle tapu iptali ve miras bırakan adına tesciline ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 23.10.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar E. K.vd. vekili Avukat B. G., davalılar F. Y.vd.vekili Avukat İ. D. ile temyiz edilenler vekili Avukat F.Y.geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı A.E.vekili Avukat ve temyiz edilen Davalı E.S. vekili Avukat gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali, aksi takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, muris muvazaası yönünden davanın kabulüyle tapu iptali ve miras bırakan adına tescile karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, açılan bir tapu iptali davasında tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek tescil davası açması için davacıya imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki davayı birleştirerek karara bağlamaktan ibarettir. Değişik anlatımla, sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, Devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği (dolu pafta sistemi) genel ilke ile bağdaşmaz.
Diğer taraftan, kamu düzeni ile ilgili bulunması ve açıklığa kavuşturulması halinde diğer hukuki sebeplerin incelenmesi gereğinin ortadan kalkacak olması karşısında, davada ilk önce ehliyetsizlik iddiası üzerinde durulmasında zorunluluk vardır. Bunun yanında, miras bırakanın ehliyetsizliğine dayalı davaların tereke adına açılan davalardan olduğu dikate alınarak tüm mirasçıların davada yer almaları zorunluluğu da gözden kaçırılmamalıdır.
Öte yandan, Adli Tıp Kurumunun kısmi eksiklik nedeniyle dosyayı mahkemesine iade etmesi durumunda, istenen türde bir belge bulunmaması halinin anılan Kurumca rapor düzenlenmesine engel teşkil edeceği yolundaki mahkeme değerlendirmesi de doğru değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK.'nun 640. maddesi uyarınca temsilci atanması suretiyle davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi; sonrasında, tescil davası açılması için davacı tarafa önel tanınması ve açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi; değinilen usulü eksikliklerin giderilmesi halinde, dosyanın bütünüyle Adli Tıp Kurumuna gönderilerek miras bırakanın hukuki ehliyeti haiz olup olmadığı yönünde rapor istenmesi, bu konuda rapor verilemez ise ehliyetsizlik iddiası mahkemece değerlendirilerek sonuca varılması; ancak miras bırakanın ehliyetli olduğunun anlaşılmasından sonra muris muvazaası ile son kayıt maliklerinin iyi niyetli bulunup bulunmadıkları hususlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; kabule göre, şahsiyetin ölümle son bulacağına ilişkin TMK.’nun 28. maddesi hükmü ile Devletin, bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek doğru sicile bağlama yolunda benimsediği genel ilke “dolu pafta sistemi” göz ardı edilerek ölü kişi (miras bırakan) adına tescile karar verilmesi de isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 900.00.'er-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 23.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.