MAHKEMESİ : TUNCELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2010
NUMARASI : 2010/147-2010/465
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; harici satış bedeli ile faydalı ve zorunlu masraflardan kaynaklanan tazminat ve hapis hakkı tanınması isteklerine ilişkin asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddine ve birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı (birleşen davada davacı) vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleşen dava ise, harici satış bedeli ile faydalı ve zorunlu masraflardan kaynaklanan tazminat ile hapis hakkı tanınması isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddine; birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların abla kardeş oldukları, çekişme konusu 16 ada 2 parsel zemin kat 2 bağımsız bölüm numaralı mesken nitelikli taşınmazın 01.12.1994 tarihinde tahsis suretiyle davacı adına kayıtlı bulunduğu, davacının Zürih Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen 25.09.1991 tarihli vekaletname ile dava dışı eşi F.’yi satış yetkisini de içerir şekilde vekil tayin ettiği, F.’nin de anılan vekaletnameye dayanarak dava konusu 2 nolu daireyi davalı M.’in eşi H.’a haricen sattığına ilişkin 27.09.1991 tarihinde “gayrımenkul satış senedi” başlıklı belgenin tanzim edilmiş olduğu ve noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen aile nüfus kayıt tablosuna göre de, davalının eşi H.S.’in dava tarihinden önce 07.10.2000 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
Medeni Kanununun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, M.K.nun 701 maddesinde (... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
Medeni Kanununun 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Somut olayda, birleşen dava bakımından elbirliği ( iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortaklar bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine M.K.nun 640. mad. uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının (birleşen davanın davacısının) temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy