MAHKEMESİ: İZMİR 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/05/2011
NUMARASI : 2010/256-2011/266
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu .. parsel sayılı taşınmaza davalıların haksız yere bina yaparak uzun yıllardır kullandıklarını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisile karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ecrimisil miktarı yönünden dava dilekçesini ıslah etmiştir. Davalılar A..ve D.., dava konusu yeri haricen davacının abisinden satın aldıklarını, ancak tapularının verilmediğini, iyiniyetli olarak binalarını yaptıklarını, imar uygulaması ile de yerin davacı adına tescil edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar ise savunma getirmemişlerdir.
Mahkeme, kayden davacıya ait çekişme konusu taşınmaza davalıların haklı ve geçerli bir nedenleri olmadan yapılaşmak suretiyle elattıkları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli imar parselinin kayden davacıya ait olduğu, davalıların taşınmazın öncesinde mülkiyetten kaynaklanan bir hakları bulunmadığı gibi imar parselinde de kayıttan kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, ancak; imar öncesindeki paydaşlardan A.. G..'dan haricen pay satın almak suretiyle üzerine bina yaptıkları anlaşılmaktadır. Gerçekten de; paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda davalı A..T..paydaşlardan birinin payını haricen satın almış ve daha sonra davalılar A.. T.., H.. T.. ve D.. T..'ya yine haricen satmışsa da Türk Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddesi hükmü uyarınca haricen yapılan satışlara itibar edilemeyeceği gibi, paydan kaynaklanan sebeple yapılan binadan dolayı 3194 sayılı Yasanın 18. maddesinde öngörülen kaim bedelin ödenemeyeceği de dikkate alınarak davanın mutlak kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur. Ancak; mahkemece yapılan keşifte taşınmazı davalıların tümünün mü yoksa bir kısmının mı kullandığı açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Öte yandan, davalılar Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesi gereğince yapı sebebi ile açtıkları temliken tescil davasının halen derdest olduğunu iddia etmişlerdir.
Hal böyle olunca, eldeki davada yıkım isteğinin de olması sebebi ile temliken tescil davasının kabulü halinde ileride telafisi mümkün olmayarak bir zarar doğması ihtimaline binaen yıkım isteği bakımından temliken tescil davasının eldeki dava yönünden bekletici sorun kabul edilmesi ve o davanın sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen yön gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.