MAHKEMESİ : KEŞAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/07/2010
NUMARASI : 2009/319-2010/355
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 3747 parsel sayılı taşınmazın öncesini teşkil eden 1681 parselin, kısmen kamulaştırılması neticesinde ikiye ifraz edildiği, kamulaştırılan 300 m²'lik kısma tekabül eden alanın idare adına tescil edildikten sonra 3747 parselin ise malikine bırakıldığı, ancak bu parsel üzerinde dava dışı DSİ tarafından yapılan bina bulunduğu ve davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ancak taşınmazı 1993 yılından bu yana kullandığı anlaşılmaktadır.
Belirlenen somut olgulara göre, uzun yıllar davalının kullanımına davacının karşı çıkmamış ve ihtarda bulunmamış olması karşısında davalının kullanımının muvafakata dayalı olduğu, bir başka ifadeyle taraflar arasında B.K. 299. maddesi (TBK md.379) uyarınca şifai olarak ariyet aktinin kurulduğunun kabulü ve aynı yasanın 304. maddesi hükmü uyarınca dava açılmakla aktin feshedildiğinin kabulü gerekir.
Belirlenen bu duruma göre, mahkemece ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ancak, davalının taşınmaz üzerindeki binayı kullandığı ve davanın da buraya ilişkin olduğu sabittir.
Bilindiği üzere, TMK’nun 684. maddesi uyarınca taşınmaz üzerindeki bina, arzın mütemmim cüzü niteliğinde olup, arzın mülkiyetine tabidir.
O halde, arza malik olan davacının TMK’nun 684. maddesi delaletiyle aynı yasanın 683. maddesi uyarınca binanın da maliki durumunda olduğu, malik olan kişi ile binanın kendisine ait olduğu zikredilen dava dışı DSİ arasında hukuki bir ilişki de bulunmadığına göre davalının taşınmazı kullanımının haklı ve geçerli nedene dayandığı söylenemez.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy