MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile birlikte paydaş oldukları 278 ve 279 parsel sayılı taşınmazları davalının kullanarak payından tam yararlanmasına izin vermediğini ileri sürerek, payına vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, davacının da taşınmazda yer kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine dair verilen karar, Dairece, “... çekişme konusu 278 ve 279 parsel sayılı taşınmazların taraflar ile dava dışı anneleri üzerine paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu ve mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli 278 parsel sayılı taşınmazı davacının kullandığı belirlenmek suretiyle bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, anılan taşınmazların paylı mülkiyet üzere olduğu, paydaşların parsel bazında anlaşmak suretiyle kullanım tarzını belirlediklerinin sabit olduğu, paydaşların parsel bazında taşınmazı kullanım tarzını belirlemelerinin, TMK' da öngörülen paylı mülkiyet hükümlerine uygun düşmediği, mahkemece yapılan soruşturma neticesinde çekişme konusu 279 parseli müstakilen davalının kullandığı belirlendiğine göre, davacı yönünden intifadan men koşulunun oluştuğunun kabul edilmesi, hal böyle oluncada, davacının payı oranında 279 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, 278 parsel yönünden davanın reddine, 279 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, dahili davacılar ... ve ... vekili ile davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda 278 parsel yönünden davanın reddine, 279 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin tüm, dahili davacılar ... ile ... vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Dahili davacılar ... ve...vekilinin öteki temyiz itirazlarına gelince; yargılama sırasında ölen ve davaya dahil edilen İsmail Kaşmer mirasçılarından sadece... ve ... vekille temsil edildikleri halde, davanın kısmen kabulü sebebi ile yalnızca anılan davacılar yaranına vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken tüm davacılar yararına vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki; anılan bu yanılgı yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün altıncı paragrafındaki " ... gereğince 500.-YTL vekalet ücretinin davalılardan alınarak, davacılara verilmesine, " ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine; " Yargılama sırasında dahili davacılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 500.-YTL vekalet ücretinin davalılardan alınarak, dahili davacılar ... ile ...'a verilmesine " ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle düzeltilmesine, 6100 sayılı H.M.K.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 436/2. (6100 sayılı HMK'nun 370/2. md.) maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy