MAHKEMESİ : GÖLBAŞI(ANKARA) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2010
NUMARASI : 2008/17-2010/721
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davalı M. K. aleyhine açılan davanın kabulüne, Tapu Sicil Müdürlüğü, Hazine ve H. A. K. aleyhine açılan davanın reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davalı M. K. vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.3.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M. S. ile temyiz edilen davalı Hazine vd. vekili Avukat G. T., davalı asil H. A.K. geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı M. A. T. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekillerin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, sahtecilik hukuksal nedeninden kaynaklanan yolsuz tescile dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkin olup mahkemece, sahtecilik iddiası sabit görülerek ve ilk el konumunda bulunan davalı M.'nın Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı gözetilerek, bu davalı bakımından iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Bu yönlere değinen davalı M.'nın temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, hemen belirtilmelidir ki; gerek dolu pafta sistemi ve gerekse doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca Hakim, kararıyla, doğru sicil oluşturmak zorundadır.
Somut olayda; kabul kapsamına alınan 74 parsel sayılı taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak 112130 ada 7 sayılı parselde davalı M. adına sicil kaydının tesis edildiği saptandığı halde, imar uygulaması ile kadastral parselin hukuki varlığının ortadan kalktığı gözetilerek imar parseli bakımından hüküm kurulması gerekirken, hukuki dayanağı kalmayan kadastral parsel üzerinden infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmiş olması doğru değil ise de, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen belgelerden, Gölbaşı Belediyesinin cevabi yazısına göre, 74 no'lu parseli de kapsayan imar planın dahilinde alım-satım işlemleri ve ruhsatlı binaların olması gibi nedenlerle teknik olarak geri dönüşümün zor olduğu, bu konuda encümen kararı alındıktan sonra geri dönüş yapılıp yapılmayacağının kesinlik kazanacağı, bir başka cevabi yazı da ise, 74 no'lu parseli kapsayan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının Belediye Meclisinin 16.12.2011 tarih ve 3732 sayılı kararı ile onanmış olup 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı çalışmalarının devam ettiği bildirilmiştir.
Hal böyle olunca, idari işlemlerin sonucunun beklenerek kadastral duruma geri dönülmesi halinde 74 no'lu kadastro parseli üzerinden, yeni bir imar uygulaması ile davalı Meliha'nın dava konusu payının yeni oluşacak imar parseline gitmesi durumunda ise yeni imar parseli üzerinden, davaya konu pay bakımından kabul kararı verilmesi gerekirken, değinilen yön gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı M.' nın bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü ( 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2. maddesi yollamasıyla ) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 26.9.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.