MAHKEMESİ : NAZİLLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/07/2010
NUMARASI : 2009/46-2010/213
Yanlar arasında görülen sözleşmenin iptali ve elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına davalılar neden olmadığından, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, bağımsız bölüm vasıflı taşınmazlara elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taşınmazların geçerli kira akdine dayalı olarak kullanıldığı, davanın açılmasına davalıların sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 4 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümün ½ paylarla, 4 numaralı bağımsız bölümün ise 1549/3000 ve 1541/3000 paylarla davacı ve davalılardan İbrahim adına kayıtlı olduğu, davalı .ile davalı şirket arasında 26.6.2007 tarihli kira sözleşmesi yapıldığı, yargılama sırasında taşınmazların davalı şirket tarafından boşaltıldığı, davacının davalılar arasındaki kira sözleşmesinin geçersiz olduğu ve taşınmazlara haksız olarak müdahale edildiği iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de kural olarak kira ilişkisinin kurulması için kiralayanın malik olması gerekmez. Öte yandan sözleşmenin yazılı şekilde yapılması da zorunlu değildir. Ne var ki her sözleşme yalnızca taraflarını bağlayacağından, bu sözleşmeye katılmayan paydaş veya malik için hiçbir hak sınırlayıcı etkisi olmaz.
Bilindiği üzere, TMK’nun 683. maddesi hükmü uyarınca, yasal sınırlar içinde malik, taşınmazı dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarruf hakkına sahip olduğu gibi, taşınmaza yönelik her türlü tecavüzün önlenmesini talep etme yetkisine de haizdir. O halde eldeki davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu kuşkusuzdur.
Çekişme konusu bağımsız bölümlerde; davacı ile taşınmazı davalı şirkete kiraya veren diğer davalı paydaş olduğuna göre, TMK’nun 691. maddesi hükmü uyarınca; önemli idari tasarruflardan olan kira işleminde, kira sözleşmesinin pay ve paydaş çoğunluğunun bulunması ile geçerli olacağı, somut olayda bu koşulun gerçekleşmediği sabittir. Öte yandan, davacının kira ilişkisine muvafakat ettiği hususu da kanıtlanmış değildir.
Hal böyle olunca, yargılama sırasında müdahaleye son verilmekle, davanın konusuz kaldığı gözetilerek esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de, yukarıda özetlenen ilke ve olgular uyarınca yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılın vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.