MAHKEMESİ : EDİRNE 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2011
NUMARASI : 2011/69-2011/1081
Yanlar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar taraflar vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım, karşı dava temliken tescil; birleştirilen dava ise, çekişmeli 30 parsel sayılı taşınmaza, 37 parsel sayılı taşınmazdan aktığı ileri sürülen pis su sızıntısından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi için gerekli miktarın tahsili isteklerine ilişkin olup,Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişmeli 1336 ada 30 parsel sayılı taşınmazın davacının eşi M... O...adına kayıtlı olduğu, davacı N... Tarafından eşi M... Adına eldeki asıl ve birleştirilen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, dava hakkı o hakkın sahibi olan kişiye aittir. HUMK.nun 59. (6100 sayılı HMK'nun 71. Md.) maddesinde dava açmaya ehil olan kişinin davasını bizzat yahut atayacağı vekil aracılığıyla ikame ve takip edeceği açıklanmıştır. Anılan hüküm uyarınca hak sahibi davayı bizzat açabileceği gibi vekil aracılığıyla da açabilir.
Ancak, HUMK.nun 61.maddesinde davaya vekâlet etmesine kanunen imkân bulunmayan bir kişi vekil sıfatıyla dava açarsa o kişinin davaya vekâlet ehliyeti olmadığından mahkemece, uyuşmazlığın esasına girmeden dava şartı yokluğundan davayı reddetmekle yükümlü olduğu açıklanmış ise de ikinci fıkrasında da davayı reddetmeden önce davayı bizzat veya avukat aracılığıyla takip edip etmeyeceğinin davacıya davetiyeyle bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başka bir deyişle, dava tarihinde bulunmayan dava şartının sonradan hasıl olması dava ekonomisi bakımından davanın sürdürülmesini gerektirir.
Somut olayda ise, davayı kayıt maliki olmayan N...'in, kayıt maliki olan eşi M... adına açtığı; Muazzez'in de 07.10.2011 tarihli keşif tutanağında alınan imzalı beyanında, eşi N... Tarafından açılan davayı onayladığını bildirmiş ise de, kayıt maliki adına dava açıp takip eden davacı N... O... 'un Av. K.'nun 35/1. maddesinde belirtilen avukat veya dava vekili olmadığına göre, dava açıp takip edemiyeceği gibi; HMK'nun 124. maddesi uyarınca usulünce taraf değişikliği talebinde de bulunulmadığı görülmektedir.
Sonuç itibariyle, doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendiren eldeki çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli asıl dava ile pis su sızıntısından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi için gerekli miktarın tahsili isteğine yönelik birleştirilen davada, dava hakkı mutlak biçimde mülkiyet hakkı sahibine ait olduğuna göre, mülkiyet hakkı sahibi olmayan ve avukat olmadığı belirgin olan davacı N...'in davaya vekâlet ehliyeti olmadığı, bu nedenle eşi adına dava açma ve yürütme yetkisi bulunmadığından, gerek kendi adına gerekse de yukarıda açıklanan ilkeler karşısında gerçek hak sahibi Muazzez'in vekili olarak taraf sıfatı (aktif husumet ehliyeti) bulunmadığının kabulü gerekir.
O halde, Mahkemece, sıfat yokluğundan (aktif husumet ehliyeti bulunmadığından) asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, bilindiği üzere tapu iptal ve tescil istekli davalar taşınmazın kayıt malikine karşı açılır. Bu durumda, kayıt maliki olmayan davacı N...'in açtığı el atmanın önlenmesi ve yıkım istekli davada, karşı dava yoluyla temliken tescil isteğinde bulunulmuş olduğundan, kayıt maliki olmayan N...'e yöneltilen karşı davanında, davalı taraf sıfatı ( pasif husumet ehliyeti) yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası bakımından yazılı olduğu üzere karşı davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsizidir.
Taraflar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy