....
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kadastro çalışmaları ile davalı .... adına tespit ve tescil edilen 157 parsel sayılı taşınmazın 4016 m²'lik kısmının davacılar adına tesciline ilişkin kararın 18.11.1993 tarihinde kesinleştiğini, 157 parsel sayılı taşınmazın İmar Kanununun 15. maddesi uyarınca uygulamaya tabi tutulduğunu ve tescil kararının infaz edilemediğini, ileri sürerek157 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması sonucunda oluşan ve davalı.... adına kayıtlı bulunan 911, 922, 927, 1128 ve 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Davalı .... yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar; Dairece; "davacıların TMK’nun 705. maddesi hükmü uyarınca tescilden önce mülkiyeti edindikleri bölüme ilişkin olarak dava açmadıkları, bu bölüm dışında kalan ve mülkiyet hakları bulunmayan dava konusu parsellere yönelik eldeki davayı açtıkları, anılan parsellere ilişkin açmış oldukları davanın dinlenmesine olanak bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.06.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ....l ile temyiz edilen davalı ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
./..
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Özellikle kamulaştırmasız elatma nedeniyle açılmış bir tazminat davası bulunmadığına göre davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen davalı .... vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 0,90 .-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
- KARŞI OY -
Dava, kesinleşmiş mahkeme kararına dayanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Davacılar; mahkeme kararıyla kazandıkları mülkiyet hakkı gözetilmeden, İmar Yasasına göre yapılan uygulama sonucu davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek, ifraz ve tevhitler sonucu oluşan 911,922,927,1128 parsel sayılı taşınmazların tamamının ve 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 729 m2 lik kısmının tapusunun iptali ile adlarına kayıt ve tescilini istemektedirler.
Mahkemece, davalı ... yönünden sıfat yokluğu nedeni ile davanın reddine, davalı .... bakımından ise esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Dairenin bozma kararına uyularak, davanın reddine ilişkin olarak verilen mahkeme kararının davacılar tarafından temyizi üzerine, dairenin sayın çoğunluğu tarafından karar onanmış ise de, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum, şöyleki;
Dava konusu taşınmazların geldi si olan 157 parsel sayılı taşınmazın, hükmen davalı... adına tescil edildiği, .....Hukuk Mahkemesinin 1985/28 Esas 1985/238 Karar sayılı kesinleşen mahkeme kararı ile fen bilirkişisinin düzenlediği 11.03.1991 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 4016 m²'lik bölümün .... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verildiği, 18.11.1993 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile bu bölümün mülkiyetinin davacılara geçtiği tartışmasızdır.
../...
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 705/1. ve 1022. maddeleri hükümlerine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılması sicile tescil koşuluna bağlıdır. Diğer taraftan taşınmazların tescilden önce mülkiyetlerinin geçmesine olanak sağlayan haller Türk Medeni Kanununun 705/2. maddesinde açıkça sayılmış olup eldeki davada mülkiyetin tescilden önce geçmesini öngören kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaktadır..
Hemen belirtilmelidir ki, tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği 18.11.1993 tarihi itibarıyla ilamda belirtilen miktarda tapu maliki .... mülkiyet hakkı son bulur, mülkiyet hakkı yeni maliklere geçer
Ne varki, kesinleşmiş ilamın infazı henüz gerçekleşmeden davalı .... mülkiyetini kaybettiği taşınmaz bölümü de dahil olmak üzere 157 parseli 3194 sayılı yasa 15 maddesi uyarınca ifraz işlemine tabi tutarak 23 adet müfrez parsele ayırmış, taşınmazın bir kısmını yola, bir kısmını da yeşil alana terk etmiştir. İfraz işlemleri sırasında 157 parselden hükmen ayrılan yer davalı Hazine tarafından bir bütün olarak ifraza tabi tutulmuş, bunu takiben davacılar adına tescil edilmesi gereken taşınmazda müfrez parsellerle birlikte Hazine adına tescil görmüştür.
Mülkiyet hakkının tescille doğabilmesi için geçerli bir hukuki sebebe dayanması gerekir. Çekişme konusu taşınmazların 3194 Sayılı İmar Kanununun 15. maddesi uygulaması sonucu 157 parsel sayılı taşınmazdan oluştuğu ve 157 parselin tamamının ifraz ve tevhit işlemine tabi tutulduğu tartışmasızdır.
Hükmen tescil kararının tarafı olan .... ifraz işlemlerini yaptırırken iyi niyetli hareket ettiğinden söz edilemez. Davacıların, hükmen maliki bulundukları taşınmaz parçası 157 parselle bir bütünmüş gibi fiilen tevhit edilerek 3194 sayılı yasanın 15. madde uygulamasına tabi tutulmuştur, bu durumda hükmen ifraza karar verilen taşınmaz bölümünün 157 parselin tümüne oranı kadar davacıların davaya konu edilen parseller dahil tüm müfrez parsellerde hakkı vardır.
Hal böyle olunca; 157 parsel sayılı taşınmazadan 3194 Sayılı İmar Kanununun 15. maddesi uygulaması sonucu oluşan taşınmazlar üzerinde davacıların kesinleşmiş ilama dayanan mülkiyet hakkı bulunduğu anlaşıldığına göre, davacıların mülkiyet hakkını kroki kapsamı ile sınırlı tutan çoğunluk kararı yerinde değildir, bu nedenlerle, Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, Dairenin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy