MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, babası olan ortak miras bırakan ...'ın bedelini ödeyerek satın aldığı 4588 ada 13 parsel sayılı taşınmazı ikinci eşi olan davalı adına kaydettirdiğini, murisin ilk eşinden çocuğu olan kendisinden mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak işlem yaptığını ileri sürererek tapunun iptali ile mirasçılar adına miras payları oranında tescilini istemiş;davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı tarafından 3. kişi ...'e satış suretiyle devredildiğinden davacı seçimlik hakkını taşınmazın aynına yönelik olarak kullanmış ve 3. kişi davalı olarak davaya dahil edilmiştir.
Davalı,hak düşürücü sürenin dolduğunu,çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından temlik edilmediğini, satışın gerçek olduğunu,miras bırakanın başkaca taşınmazlarının da bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı,satışın gerçek olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3.kişiden davalı ...'e temlik edilen taşınmaz yönünden 1.4.1974 tarih ½ Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme kararının uygulama yeri bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Davada ileri sürülen iddianın içeriğine ve davalının savunmasına göre; yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Gerçekten, 1.4.1974 tarihli karar, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut olayda olduğu gibi bedeli ödenerek" gizli bağış " şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Bunun yanısıra, karara, yorum yoluyla gizli bağıs iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı;Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarih 586/782; 21.9.1994 tarih 248/538; 21.12.1994 tarih 667/856; 11.10.1995 tarih 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy