MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : ... VD.
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 02.12.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan ... ve vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi,yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve mirasbırakan adına tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapusunun iptaliyle mirasbırakan adına tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazlardan 106 ada 90 ve 94 parsel sayılı taşınmazlar mirasbırakan .... adına kayıtlı iken 3.9.2004 tarihinde satış yoluyla davalı ...'e devrettiği, yine mirasbırakan adına kayıtlı çekişmeli taşınmazlardan 3009, 3008, 3006, 3010, 3007, 3005, 3004 sayılı parsellerin 6.6.2008 tarihli akitle, 3009 sayılı parselin davalı ...'e, 3008 sayılı parselin davalı ...'ye, 3006 sayılı parselin davalı ...'e, 3010 sayılı parselin davalı ...'e, 3007 sayılı parselin davalı ...'ye, 3005 sayılı parselin davalı ...'ye, 3004 sayılı parselin ise, davalı ...'ya satış yoluyla temlik edildiği, 1902,1901 ve 1900 sayılı parsellerin 14/56 payı mirasbırakan adına kayıtlı iken 27.10.2009 tarihinde 1902 parseldeki payını diğer paydaş ...'ya satış yoluyla, 1901 parseldeki payını diğer paydaşlar .... ve ...ye, 1900 parseldeki payını da yine diğer paydaşlar ... ve ...ye taksimen devrettiği, mirasbırakanın maliki olduğu 1967 parsel üzerindeki 1 numaralı bağımsız bölüm olan dükkanı ise 5.3.2010 tarihinde davalı damadı ...'ya sattığı, mirasbırakanın 9.9.2010 tarihinde ölümü ile geride davacı ikinci eşini, davalı çocukları ve torunu ... ile dava dışı torunu....'nin mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, mirasbırakanı ....'ın ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu davacının tapu iptal ve mirasbırakan adına tescil talebinde bulunduğu ve muris .... mirasçılarından ...'ün davada taraf olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
Türk Medeni Kanunu (TMK)'nin 701.-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK'nun 701. maddesinde (... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK'nin 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne varki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (11.l0.982 tarihli l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Hâl böyle olunca, davada yer almayan mirasçının olurunun alınması ya da miras şirketine TMK'nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, davalılar paylaştırma savunmasında bulunarak mirasbırakanın davacı eşine de 1963 parsel sayılı taşınmazını devrettiğini bildirdiklerinden, mirasbırakanın, sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmış olması durumunda, mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğine göre, olayda 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, mirasbırakan tarafından mirasçılar arasında denkleştirme yapılıp yapılmadığının tespiti bakımından, mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazlar ile tüm mirasçılara, özellikle dava dışı....e intikal eden taşınır-taşınmaz mallar ve hakların araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, gerektiği takdirde her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınması, böylece yukarıda değinilen anlamda murisin bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, mahkemece bu yönde yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
Diğer taraftan, TMK'nin 28.maddesine göre kişiliğin ölümle sona ereceğine ilişkin ilke ile Devletin, bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek doğru sicile bağlama yolunda benimsediği genel ilke '' dolu pafta sistemi'' gözardı edilerek, ölü kişi ( mirasbırakan ) adına tescile karar verilmesi de isabetsizdir.
Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy