MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece, ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, konusuz kaldığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteği yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 02.12.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, kayden maliki olduğu 660 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilgisi ve rızası dışında davalılar tarafından beton atmak, şirket mallarını, alet ve edavatlarını, hurda makinaları koymak ve etrafını telle çevirmek suretiyle kullanıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, konusuz kaldığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteği yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden çekişme konusu 660 ada 1 parsel sayılı 4219.80 m2'lik arsa vasıflı taşınmazın 14.7.2006 tarihinde satın alma yoluyla tamamının davacı adına kayıtlı olduğu, davacının davalılara hitaben gönderdiği ... 26.Noterliğinin 1.8.2011 tarihli ihtarnamesinde, taşınmazın eski hâle getirilmesi ve 1.6.2010 tarihinden itibaren 39.000,00TL'lık ecrimisil istediğini bildirdiği, davalıların 8.8.2011 tarihli ihtara cevaplarında, yaklaşık 5-6 aydır davacının onayı ile taşınmazın geçici olarak kullanıldığını, yine yaklaşık 1-2 ay önce kullanıma son verildiğini, istenen ecrimisilin fahiş olduğunu bildirdikleri görülmektedir.
Ne var ki; dava dilekçesinde dava değerinin talep edilen ecrimisil miktarı kadar gösterildiği ve bu değer üzerinden harç yatırıldığı, elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri bakımından bir değer gösterilmediği, yargılama sırasında bu istekler yönünden harç tamamlanmadığı gibi, hükümde de karar ve ilam harcının ecrimisil miktarı üzerinden belirlendiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 1086 sayılı HUMK'nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (4.3.1953 tarihli 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanununun 26., 27., 28., 30. ve 32. maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Kanunun 32. maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30. madde hükmünde de " ... muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.'nun 409.maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Hâl böyle olunca, elatıldığı iddia edilen taşınmazın işgal edilen kısmının değerinin ve yıkım bedelinin keşfen belirlenerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği için yukarıda değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle, harç ikmali yaptırılması, bu koşul yerine getirildiği takdirde davaya devam edilerek işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması; sonucuna göre haksız işgali ispatlanamayan davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi, elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri yönünden davalı şirketin taşınmazı ne zaman boşalttığı hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabule göre de; haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisile tahakkuk tarihleri gözetilerek dönem sonları itibariyle yasal faize hükmedilmesi gerekirken taraflar arasında ticari iş söz konusu olmadığı halde hüküm altına alınan ecrimisile ticari faiz yürütülmesi de doğru olmadığı gibi, davalı şirketin dava konusu taşınmazın bir kısmını işgal ettiği sabit olduğuna göre taşınmazın tamamı üzerinden hesaplanan ecrimisile hükmedilmiş olması da isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazı değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy