MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki davadan dolayı .... Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.12.2012 gün ve 2011/217 esas 2012/717 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 06.06.2013 gün ve 5129-9413 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; '' davacının kardeşlerinin beyanlarından davalıya yapılan temlikin gerçek satış olduğu, murisin mal kaçırma amacı ile hareket etmediği sonucuna varıldığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği'' gerekçesiyle hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının mirasbırakanı ...'ün 240 parsel sayılı taşınmazda 95/1688 oranında paydaş olup payına isabet eden kısımda mirasbırakana ait dört adet daire ve üç adet dükkandan oluşan bir binanın bulunduğu, mirasbırakanın sahibi olduğu bu taşınmazı 14.2.2011 tarihinde davalı ...'ye satış yoluyla temlik ettiği, davacı, dava dışı kardeşi Mehmet'in yönlendirmesi ile ve onun yararına olarak Mehmet'in kayınbiraderinin oğlu olan davalıya yapılan bu temlikin kendisinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; dava konusu taşınmazın daha önce davacının babası ... adına kayıtlı iken eşi ... ile 3.9.2007 tarihinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeye dayanarak mirasbırakan ... adına hareket eden Avukat ... aracılığı ile taşınmazın 13.1.2011 tarihinde ... adına tescil edildiği, daha sonra ... tarafından bizzat hareketle 14.2.2011 tarihinde taşınmazın davalıya devredildiği ve mirasbırakanın 15.3.2011 tarihinde öldüğü, eldeki dava sırasında davalının da bu avukat aracılığı ile savunulduğu sabittir. Kaldı ki, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının, davalının ise alım gücünün bulunmadığı, davacının kardeşi ...'in halen taşınmazdaki dairelerden birisinde ikamet ettiği, mirasbırakanın oturduğu dairenin ise ölümünden sonra dahi boş tutulduğu, davalının bu taşınmazı almasından sonra da burada oturmayıp başka bir yerde babası ile birlikte ikamet ettiği, akitte gösterilen bedel ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalının savunmasında sözü edilen, satış bedeli olarak mirasbırakana 550.000,00.-TL ödendiği, mirasbırakanın bu paradan 100.000,00.'er-TL çocuklarına paylaştırdığı ve 150.000,00.-TL'nın Aydın Bingöl'den alınan borcun ödemesin de kullanıldığı hususlarında dosyada hiç bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gibi, bu kadar yüksek meblağlı para alış verişinin hiç birisinin banka aracılığı ile yapılmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının aleyhinde beyanda bulunan diğer kardeş Fatma'nın ise taşınmazdaki dükkanlardan birisinde kiracı olan bakkal esnafının yanında sigortalı olarak çalışıyor görülmesi hususları birlikte gözetildiğinde, mirasbırakan tarafından davalıya yapılan temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca bozma ilamında Dairece yapılan saptamaların yanılgıya dayalı olduğu karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteğinin ( 6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollamasıyla) HUMK'un 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 06.06.2013 tarih 2013/5129 Esas- 2013/9413 karar sayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemece kurulan 19.12.2012 tarih 2011/217 Esas-2012/717 karar sayılı hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı ONANMASINA, aşağıda yazılı 7.450.00.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.03.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan, davacının babası ...'ün arsa vasıflı 240 parsel sayılı taşınmazdaki payını önce dava dışı eşi ...'e 03.09.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma akti ile devrettiği, ...'nin de çekişmeli payı 14.02.2011 tarihinde dava dışı oğlu ...'nün eşinin yeğeni davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, davacının anılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açtığı, ...'nin 15.03.2011 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak davacı ve dava dışı kardeşleri ... ve ...'ın kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tanık olarak eşi, kayınvalidesi ve oğlunu, davalı ise miras bırakanın diğer çocukları, davacının kardeşleri ... ve ... ile teyzesinin çocukları ... ve ...'ü ve teyzesinin gelini ve muris ...'in bakıcısı ...'ü bildirmişlerdir. Davacı tanıkları, temlikin muvazaalı olduğu yönünde beyanda bulunurken, davacının kardeşi olan ... ile ... ise miras bırakanın taşınmazdaki payını 550.000,00-TL'na sattığını, satış parasından kendilerinin 100.000,00-TL aldığını, davacıya da 100.000,00-TL verildiğini hatta davacının, bu parayı aldığının yakınları tarafından duyulmasını istemediğini, murisin hastalığı nedeniyle aşırı borçlanması üzerine taşınmazı satmak durumunda kaldığını bildirmişler, diğer davalı tanıkları ...'da bu beyanları teyit etmişlerdir.
Davacı kardeşleri ... ve ...'nın muvazaalı işlemin bizzat içerisinde olduklarını bu nedenle yanlı beyanda bulunduklarını iddia etmiş ise de kardeşleri dışında dinlenen teyze çocukları ile murisin bakıcısı olan ve teyzesinin gelini ... ise satışın gerçek olduğunu, murisin borçları nedeniyle taşınmazı sattığını, satış parasından borçlarını ödedikten sonra her bir çocuğuna 100.000.00-TL ödeme yaptığını, davacının da huzurlarında muristen bu miktar para aldığını söylemişlerdir. Bu durumda davanın kabulü halinde mirasçı sıfatıyla taşınmazdan pay alabilecek mirasçıların beyanı ve birbirini doğrular, diğer tanık ifadeler dikkate alındığında, hayatın olağan akışına göre dava konusu işlemin muvazaalı olduğundan sözedilemez.
Hal böyle olunca; davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerekirken isteminin kabulü ile dairemiz bozma kararı ortadan kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin sayın daire çoğunluk kararı ve gerekçesine katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy