MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar dahili davacı ... vekili tarafından duruşma istekli ve katılma yoluyla davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dahili davacı ... vekilinin duruşma isteğinin temyize hakkı olmaması nedeni ile reddine karar verildi. Dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ...'nın, kayden malik olduğu 184, 186, 217 ve 2388 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya temlik ettiğini, davalının bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteği ile eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında 16.09.2009 tarihinde öldüğü, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/3-2010/2 sayılı kararı ile ...'nın ... terekesine temsilci olarak atandığı, kendisine tebligat yapılan tereke temsilcisi ...'nın tayin ettiği vekil eliyle davayı takip ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, terekeye temsilci atanmasıyla, mirasçıların davadaki sıfatlarının sona ereceği, davayı takip etme yetkisinin tereke temsilcisine ait olacağı açıktır. Kaldı ki, mirasçıların davayı takip etmeleri neticeye etkili değildir.
Somut olayda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin kararın tereke temsilcisine tebliğ edilmesine karşın, temsilci kararı temyiz etmemiş, ancak mirasçılardan ... vekili temyiz etmiştir. Bu durumda, mirasçıların davada takip yetkisinin kalmaması nedeniyle kararı temyiz etme hakları da yoktur.
O halde, tereke temsilcisi kararı temyiz etmediğine göre, davada sıfatı kalmayan kişilerin vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının dinlenmesine olanak bulunmadığından, mirasçı ... vekili'nin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır(Y. HGK. 21.01.2009 T. 2008/5-798 E.; 2009/9K.) Bu nedenle katılma yolu ile temyiz başvurusunun kabul edilebilir olması için asıl temyiz başvurusunun kabul edilebilir olması gerekmektedir. Ne var ki yukarıda değinildiği üzere asıl temyiz isteği davada taraf sıfatı kalmayan kişi tarafından yapılması sebebi ile reddedilmiştir. O halde davalı vekilinin katılma yoluyla başvurduğu temyiz isteğinin de dinlenme olanağı bulunmadığından REDDİNE, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy