MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, .... adında bir vakfa üye olduğunu söyleyen davalı ...'i vekil tayin ettiğini, ancak anılan vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak kat mülkiyeti kurulu 4612 ada 82 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu meskenini 19.06.2009 tarihinde diğer davalı kardeşi .... satış göstermek suretiyle devredip, 23.06.2009 tarihinde de kendi üzerine devraldığını, taşınmaz için herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescile, mümkün olmadığı takdirde rayiç bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, çekişmeye konu yeri davalı ...'ın emlâkçı aracılığı ile görüp beğendiğini, .... isimli kişi ile pazarlığını yaptıklarını ve bu kişinin davacıdan temin ettiği vekâletname kullanılmak suretiyle işlemin gerçekleştirilip satış bedelinin anılan şahsa ödendiğini, hatta taşınmazı davalı ... alacağı halde vekalet onun adına düzenlendiği için bu nedenle önce ... adına tescil ettirilip sonra .... adına devredildiğini, dava açılması üzerine davalıların dolandırıldıklarını anladıklarını, olayların davacının bilgisi dışında gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ve bu sebeple kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine dair verilen karar, Dairece; ''... Taşınmazın keşfen saptanan gerçek değeri ile resmi akitteki bedeli arasında bariz bir fark bulunduğu gibi, satış bedelinin de davacıya ödenmediği, bunun yanında resmi akte göre satış bedeli kendisine ödenen vekil ...'in vekalet görev ve sorumluluğu çerçevesinde bu bedeli davacıya ödemesi gerekirken, davacı ile hukuki bir bağı olmayan Abdullah isimli kişiye ödemesinin vekili sorumluluktan kurtarmayacağı, vekil ile el ve işbirliği içerisinde hareket edilmesi halinde davacıyı bağlamayacağı, akti geçerli hale getirmeyeceği, diğer taraftan kardeş olan ve ticaretle uğraşan davalıların basiretli birer iş adamı konumunda bulunmalarından dolayı bu durumu bilmemelerinin beklenemeyeceği, hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığı '' gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.11.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile temyiz edilen vekili Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ...'ın tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı öte yandan; iptal ve tesciline karar verilen 5 nolu bağımsız bölüm tapuda davalı ... adına kayıtlı olduğu halde, kısa kararda ... yerine malik isminin "..." olarak yazılması maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün olduğundan davalılar vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edenlerden alınmasına ve aşağıda yazılı 4.098.75.-TL bakiye onama harcının temyiz davalılardan alınmasına, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy